Mantık-tefsir ilişkisi: İsmâil Gelenbevî’nin Enfâl Suresi 23. ayeti tefsiri
Dosyalar
Tarih
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Erişim Hakkı
Özet
Bu makale, Osmanlı ulemasının mümtaz isimlerinden İsmâil Gelenbevî’nin (v. 1205/1791) Enfâl Suresi 23. ayet üzerine yazdığı Risâle fî Tefsîri Kavlihî Teâlâ: “velev Alima’llahu fîhim Hayran le-Esme’ahum” isimli risalesi özelinde, mantık-tefsir ilişkisini incelemektedir. Gelenbevî’nin ifade ettiği üzere, bazı art niyetli kimseler ayetin bir kıyas içerdiğini ve bu kıyasın neticesinin imkânsız olduğunu iddia etmektedir: “Eğer Allah Teâlâ onlarda bir hayır bilse idi elbette onlara işittirirdi. Ve eğer işittirecek olsaydı elbette onlar yine dönerlerdi.” Bu kıyasa göre netice şöyle olmalıdır: “Eğer Allah Teâlâ onlarda bir hayır bilseydi onlar yine dönerlerdi.” Halbuki Allah Teâlâ’nın kendisinde hayır bildiği kimselerin yüz çevirmemesi gerekmektedir. Gelenbevî risalesinde, bu itiraza yönelik üç farklı yaklaşım sunar: (i) Ayette herhangi bir kıyas yoktur, (ii) Ayette bir kıyas olduğunu kabul edersek dahi kıyas gerekli suret şartlarını sağlamamaktadır, (iii) Ayette olduğu iddia edilen kıyası gerekli suret şartlarını sağlasa da netice imkânsız değildir. Gelenbevî, başta hocasının hocası Ebû Saîd Muhammed el-Hâdimî (v. 1176/1762) olmak üzere kendisinden önce bu konuda eser telif eden ulemanın görüşlerini de değerlendirerek konuyu mantık ilmi bağlamında detaylıca ele alır. Bu yönüyle risale, mantığın tefsir çalışmasında ne denli etkili olabileceğini göstermesi açısından oldukça önemli bir örnektir. Biz de bu çalışmamızda mezkûr risale özelinde mantık-tefsir ilişkisini inceleyerek alana mütevazi bir katkı sunmayı hedeflemekteyiz.
This article focuses on Isma’il Gelenbevī’s (d. 1205/1791) treatise on verse 23 of Surah Anfal, entitled Risāla fī Tafsīr Qawlihī Ta‘ālā ‘Alima’llāhu fīhim Khayran La-asma’ahum. Gelenbevī states that some ill-intentioned people have claimed that the verse contains a logical syllogism that requires an impossible conclusion. “If Allah had known any good in them, He would have made them listen. And if He had made them listen, they would turn away in aversion.” The implication is that “if Allah had known any good in them, they would turn away in aversion.” However, those whom Allah knows to be good should not turn away. In his treatise, Gelenbevī addresses this objection from three different ways: (i) There is no syllogism in the verse; (ii) Even if we accept that there is an syllogism in the verse, it does not have the necessary conditions for syllogism; and (iii) even if we concede that the claimed syllogism has the necessary conditions, the conclusion is not impossible. Gelenbevī thoroughly examines the logical aspects of the issue by evaluating the views of scholars who wrote on this subject before him, particularly his teacher, Abū Sa’īd al-Khādimī (d. 1176/1762). In this respect, the treatise is a very important example of how effective logic can be in exegesis. In this study, we aim to make a modest contribution to the field by examining the relationship between logic and exegesis in relation to the aforementioned treatise.










