Fetih'ten Tanzimat'a Osmanlı'da mantık: Şemsiyye varken Burhân'a ne hacet?
Tarih
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Erişim Hakkı
Özet
Hamd, bizlere O'nu tanıma imkânı sunan akıl nimetini bahşeden Allah'a mahsustur. Salât ve selâm ise akledenlerin en hayırlısı, Efendimiz, Peygamberimiz Hazret-i Muhammed Mustafa (s.a.v.)'ya, âline ve ashâbına olsun. Bir ilim olarak mantık, başta Osmanlı coğrafyası olmak üzere, İslam dünyasının her köşesinde okunmuş, okutulmuştur. Dolayısıyla, İslam coğrafyasında üretilen bilgiyi anlamlandırma noktasında mantık tarihi çalışmaları büyük önem arz etmektedir. İsmâil Gelenbevî (v. 1205/1791) mantığı "tepesinde meşale bulunan bir alem (bayrak)" olarak nitelendirir. Bu vasfıyla mantık, düşünceye yok gösterir, ilimlere hizmet eder. Gelenbevî mantığın "ilimlerin hizmetkârı" olduğunu söylerken Rasulullah (s.a.v.)'ın "Bir kavmin efendisi onlara hizmet edenidir" kavl-i şerîfine işarette bulunmaktadır. Bir diğer ifadeyle mantık, ilimler kavminin hizmetkârı, yani ilimlerin efendisidir. Yine Gelenbevî'nin ifadesiyle mantık, "mehri eksik edilmemesi gereken" bir ilimdir. Pek çok müşkülün reçetesi bu ilimde saklıdır...










