Demirbaş, Ali

Yükleniyor...
Profil fotoğrafı
E-posta Adresi ORCID Profili Google Akademik Profili TR-Dizin Profili SOBİAD Profili Web Sitesi

Araştırma projeleri

Organizasyon Birimleri

Organizasyon Birimi
Hukuk Fakültesi, Hukuk Bölümü
İbn Haldun Üniversitesi Hukuk Fakültesi, hukuk ve adalet bilincinin toplumda yaygınlaşmasına hizmet edebilecek, ulusal ve uluslararası hukuk alanında yaşanan gelişmeleri yorumlayıp değerlendirebilecek, fikrî bağımsızlığa sahip, çokdilli, küresel rekabet ortamında başarı sağlayabilecek ve Türkiye'yi uluslararası alanda temsil edebilecek hukukçular yetiştirmeyi hedeflemektedir.

Adı Soyadı

Ali Demirbaş

İlgi Alanları

Özel Hukuk, Medeni Hukuk

Kurumdaki Durumu

Aktif Personel

Arama Sonuçları

Listeleniyor 1 - 3 / 3
  • Yayın
    Güncel tartışmalarla yoksulluk nafakası
    (İstanbul Medipol Üniversitesi, 2018) Demirbaş, Ali; Hukuk Fakültesi, Hukuk Bölümü; Hukuk Fakültesi, Hukuk Bölümü
    Yoksulluk nafakası, evlilik esnasında eşler arasında geçerli olan birbirine yardım ve dayanışma yükümlülüğünün evlilik sonrasında da kısmen devam etmesi niteliğindedir. Sosyal ve ahlaki düşünceler bu yükümlülüğe dayanak oluşturmaktadır. Hukukumuzda yoksulluk nafakası talep edilebilmesi için boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek olmak, karşı taraftan daha fazla kusurlu olmamak gerekir. Karşı tarafın kusuru aranmaz. Bu şartların bulunması halinde karşı tarafın mali gücüyle orantılı olarak, süresiz şekilde yoksulluk nafakası talep edilebilir. Hukukumuzda boşanma sebepleri arasında anlaşmalı boşanmaya ve fiili ayrılığa yer verilmiştir. Bununla birlikte boşanma sistemi esas itibariyle kusur esasına ve Kanunda sayılan özel sebeplere dayandırılmıştır. Bu durumun bir uzantısı olarak, yoksulluk nafakası isteyen tarafın karşı taraftan daha fazla kusurlu olmaması gerekir. Bunun sonucu olarak boşanma sürecinde ve boşanma sonrasında eşler birbirini takip etmekte ve birbirlerinin kusurunu aramaktadır. Ayrıca, çok kısa süre evli kalmış eşler bile süresiz olarak nafaka talebinde bulunabilmektedir. Böylece kısa süre evli kalmış eşler birbirinin hayat boyu geçim kaynağı haline gelmektedir. Boşanmış eşler arasındaki ihtilaf da hayat boyu sürmektedir. Çalışmada bu hususlar başta olmak üzere yoksulluk nafakasına dair önemli görülen sorunlar mukayeseli hukuk ışığında ele alınmıştır.
  • Yayın
    Boşanma nedeniyle velayeti anneye verilen çocuğun soyadı
    (Türkiye Cumhuriyeti Yargıtay Başkanlığı, 2019) Demirbaş, Ali; Demirbaş, Ali; Hukuk Fakültesi, Hukuk Bölümü
    Evlilik içinde doğan çocuk yasa gereği ailenin yani babanın soyadını alır. Evlilik dışında doğan çocuk ise, kural olarak annenin soyadını taşır. Ancak, tanıma veya babalığa hüküm kararı ile soybağı kurulan evlilik dışı çocuk, babanın soyadını alır. Evlilik ilişkisi boşanma veya iptal ile sona ermiş ise çocuk, velayet hakkına sahip olan annenin soyadını alabilecek midir? Son zamana dek Yargıtay bu soruya olumsuz cevap vermiştir. Anayasa Mahkemesi ise bireysel başvuru üzerine verdiği kararlarda aile hayatına müdahale edildiği gerekçesi ile soruya olumlu cevap vermektedir. Anayasa Mahkemesinin kararlarını takiben Yargıtay da görüş değiştirmiş, bu yöndeki taleplere olumlu cevap verilmesi gerektiği sonucuna ulaşmıştır. Çalışmada, boşanma halinde çocuğun, velayet hakkına sahip olan annenin soyadını alabilmesi ele alınmıştır. Çalışmanın giriş bölümünde genel olarak adın kazanılması ele alınmış, ele alınan konunun çerçevesi çizilmiştir. Çalışmanın takip eden bölümlerinde sırasıyla Yargıtay’ın konuya yaklaşımı ve bireysel başvuru üzerine Anayasa Mahkemesi tarafından verilen kararlar incelenmiş, yargı kararlarının değerlendirme si yapılmış, çözüm arayışlarını takiben sonuç bölümü ile birlikte çalışma tamamlanmıştır.
  • Yayın
    Güncel tartışmalarla yoksulluk nafakası
    (PESA Publications, 2018) Demirbaş, Ali; Demirbaş, Ali; Hukuk Fakültesi, Hukuk Bölümü
    Yoksulluk nafakası, evlilik esnasında eşler arasında geçerli olan birbirine yardım ve dayanışma yükümlülüğünün evlilik sonrasında da kısmen devam etmesi niteliğindedir. Sosyal ve ahlaki düşünceler bu yükümlülüğe dayanak oluşturmaktadır. Hukukumuzda yoksulluk nafakası talep edilebilmesi için boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek olmak, karşı taraftan daha fazla kusurlu olmamak gerekir. Karşı tarafın kusuru aranmaz. Bu şartların bulunması halinde karşı tarafın mali gücüyle orantılı olarak, süresiz şekilde yoksulluk nafakası talep edilebilir. Hukukumuzda boşanma sebepleri arasında anlaşmalı boşanmaya ve fiili ayrılığa yer verilmiştir. Bununla birlikte boşanma sistemi esas itibariyle kusur esasına ve Kanunda sayılan özel sebeplere dayandırılmıştır. Bu durumun bir uzantısı olarak, yoksulluk nafakası isteyen tarafın karşı taraftan daha fazla kusurlu olmaması gerekir. Bunun sonucu olarak boşanma sürecinde ve boşanma sonrasında eşler birbirini takip etmekte ve birbirlerinin kusurunu aramaktadır. Ayrıca, çok kısa süre evli kalmış eşler bile süresiz olarak nafaka talebinde bulunabilmektedir. Böylece kısa süre evli kalmış eşler birbirinin hayat boyu geçim kaynağı haline gelmektedir. Boşanmış eşler arasındaki ihtilaf da hayat boyu sürmektedir. Çalışmada bu hususlar başta olmak üzere yoksulluk nafakasına dair önemli görülen sorunlar mukayeseli hukuk ışığında ele alınmıştır.