Demirbaş, Ali

Yükleniyor...
Profil fotoğrafı
E-posta Adresi ORCID Profili Google Akademik Profili TR-Dizin Profili SOBİAD Profili Web Sitesi

Araştırma projeleri

Organizasyon Birimleri

Organizasyon Birimi
Hukuk Fakültesi, Hukuk Bölümü
İbn Haldun Üniversitesi Hukuk Fakültesi, hukuk ve adalet bilincinin toplumda yaygınlaşmasına hizmet edebilecek, ulusal ve uluslararası hukuk alanında yaşanan gelişmeleri yorumlayıp değerlendirebilecek, fikrî bağımsızlığa sahip, çokdilli, küresel rekabet ortamında başarı sağlayabilecek ve Türkiye'yi uluslararası alanda temsil edebilecek hukukçular yetiştirmeyi hedeflemektedir.

Adı Soyadı

Ali Demirbaş

İlgi Alanları

Özel Hukuk, Medeni Hukuk

Kurumdaki Durumu

Aktif Personel

Arama Sonuçları

Listeleniyor 1 - 6 / 6
  • Yayın
    Güncel tartışmalarla yoksulluk nafakası
    (İstanbul Medipol Üniversitesi, 2018) Demirbaş, Ali; Hukuk Fakültesi, Hukuk Bölümü; Hukuk Fakültesi, Hukuk Bölümü
    Yoksulluk nafakası, evlilik esnasında eşler arasında geçerli olan birbirine yardım ve dayanışma yükümlülüğünün evlilik sonrasında da kısmen devam etmesi niteliğindedir. Sosyal ve ahlaki düşünceler bu yükümlülüğe dayanak oluşturmaktadır. Hukukumuzda yoksulluk nafakası talep edilebilmesi için boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek olmak, karşı taraftan daha fazla kusurlu olmamak gerekir. Karşı tarafın kusuru aranmaz. Bu şartların bulunması halinde karşı tarafın mali gücüyle orantılı olarak, süresiz şekilde yoksulluk nafakası talep edilebilir. Hukukumuzda boşanma sebepleri arasında anlaşmalı boşanmaya ve fiili ayrılığa yer verilmiştir. Bununla birlikte boşanma sistemi esas itibariyle kusur esasına ve Kanunda sayılan özel sebeplere dayandırılmıştır. Bu durumun bir uzantısı olarak, yoksulluk nafakası isteyen tarafın karşı taraftan daha fazla kusurlu olmaması gerekir. Bunun sonucu olarak boşanma sürecinde ve boşanma sonrasında eşler birbirini takip etmekte ve birbirlerinin kusurunu aramaktadır. Ayrıca, çok kısa süre evli kalmış eşler bile süresiz olarak nafaka talebinde bulunabilmektedir. Böylece kısa süre evli kalmış eşler birbirinin hayat boyu geçim kaynağı haline gelmektedir. Boşanmış eşler arasındaki ihtilaf da hayat boyu sürmektedir. Çalışmada bu hususlar başta olmak üzere yoksulluk nafakasına dair önemli görülen sorunlar mukayeseli hukuk ışığında ele alınmıştır.
  • Yayın
    Boşanma nedeniyle velayeti anneye verilen çocuğun soyadı
    (Türkiye Cumhuriyeti Yargıtay Başkanlığı, 2019) Demirbaş, Ali; Demirbaş, Ali; Hukuk Fakültesi, Hukuk Bölümü
    Evlilik içinde doğan çocuk yasa gereği ailenin yani babanın soyadını alır. Evlilik dışında doğan çocuk ise, kural olarak annenin soyadını taşır. Ancak, tanıma veya babalığa hüküm kararı ile soybağı kurulan evlilik dışı çocuk, babanın soyadını alır. Evlilik ilişkisi boşanma veya iptal ile sona ermiş ise çocuk, velayet hakkına sahip olan annenin soyadını alabilecek midir? Son zamana dek Yargıtay bu soruya olumsuz cevap vermiştir. Anayasa Mahkemesi ise bireysel başvuru üzerine verdiği kararlarda aile hayatına müdahale edildiği gerekçesi ile soruya olumlu cevap vermektedir. Anayasa Mahkemesinin kararlarını takiben Yargıtay da görüş değiştirmiş, bu yöndeki taleplere olumlu cevap verilmesi gerektiği sonucuna ulaşmıştır. Çalışmada, boşanma halinde çocuğun, velayet hakkına sahip olan annenin soyadını alabilmesi ele alınmıştır. Çalışmanın giriş bölümünde genel olarak adın kazanılması ele alınmış, ele alınan konunun çerçevesi çizilmiştir. Çalışmanın takip eden bölümlerinde sırasıyla Yargıtay’ın konuya yaklaşımı ve bireysel başvuru üzerine Anayasa Mahkemesi tarafından verilen kararlar incelenmiş, yargı kararlarının değerlendirme si yapılmış, çözüm arayışlarını takiben sonuç bölümü ile birlikte çalışma tamamlanmıştır.
  • Yayın
    Tüketici hukuku açısından karşılaştırmalı reklam – doğrudan mı dolaylı mı?
    (Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi, 2020) Demirbaş, Ali; Hukuk Fakültesi, Hukuk Bölümü; Hukuk Fakültesi, Hukuk Bölümü
    Karşılaştırmalı reklamda, çeşitli ürün ya da hizmetler, rakiplere ait ürün ya da hizmetlerle mukayese edilir. Rakibin şahsı, mal ve hizmetleri, açıkça ya da ima yoluyla karşılaştırmalı reklama konu olabilir. Bu yönüyle karşılaştırmalı reklam, diğer reklam türlerinden farklılık arz eder. Ayrıca karşılaştırmalı reklam, diğer reklam türlerine göre daha etkilidir. Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’da ve Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği’nde karşılaştırmalı reklama dair düzenlemeler yer almaktadır. Bahsi geçen Yönetmelik’te, karşılaştırmalı reklamın tanımı yapılmış ve şartları belirlenmiştir. Esasen bu düzenlemeler, 2006/114/EC sayılı Aldatıcı ve Karşılaştırmalı Reklamlara Dair Yönerge’de ifadesini bulan hüküm ve esaslara dayanmaktadır. Ne var ki, söz konusu Yönetmelik uyarınca, karşılaştırmalı reklamda rakiplere ait marka ve diğer ayırt edici işaretlere yer verilmesi yasaklanmıştır. Başta bu husus olmak üzere, karşılaştırmalı reklama dair önemli görülen hususlar bu çalışmanın konusunu oluşturmaktadır. Karşılaştırmalı reklam, Türk Ticaret Kanunu’nda da düzenlenmiştir. Bununla birlikte konu, haksız rekabet hükümlerinden ziyade, tüketici hukuku açısından ele alınmıştır.
  • Yayın
    Telif hukukunda internet linki ve Avrupa Adalet Mahkemesi’nin Svensson ve Bestwater kararları
    (İstanbul Medipol Üniversitesi, 2018) Demirbaş, Ali; Hukuk Fakültesi, Hukuk Bölümü; Hukuk Fakültesi, Hukuk Bölümü
    Bir web sitesinden bir başka web sitesine link kurmak suretiyle web sitesinde yer alan içeriklere bağlantı sağlanması mümkündür. Bu sayede internet ortamında çeşitli eserler ve içerikler sınırsız sayıda kişinin erişimine sunulabilmektedir. Bu durum internet ortamının doğası gereğidir. Bununla birlikte internet linki kurmak suretiyle fikri eserlere müdahale edilmesi fikri hakların ihlaline neden olabilmektedir. Avrupa Adalet Mahkemesi, Svensson ve BestWater davalarında web sitesi sahiplerinin, internette serbestçe ulaşmanın mümkün olduğu fikri eserlere link kurmak suretiyle internet kullanıcılarını yönlendirebileceği yönünde karar vermiştir. Çalışmada yüzeysel link, derin link, çerçeveleme ve gömülü link kurmanın fikri haklara etkisi incelenmiştir.
  • Yayın
    Nüfus Hizmetleri Kanununda yapılan son değişiklikler
    (Bahçeşehir Üniversitesi, 2019) Demirbaş, Ali; Hukuk Fakültesi, Hukuk Bölümü; Hukuk Fakültesi, Hukuk Bölümü
    19.10.2017 tarih ve 7039 sayılı Kanun ile 25.4.2006 tarih ve 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nda birtakım değişiklikler yapılmıştır. Örneğin, çocuğa ad verilmesinde sınırlama getirilmesi; çocuğun ve kadının soyadına ilişkin bazı yenilikler; nüfus kayıtlarının düzeltilmesi için aynı konuda tekrar dava açma hakkının verilmesi; soyadı değişikliğine ilişkin idareye tanınan yetkiler dikkat çeken değişikliklerden bazılarıdır. Söz konusu değişiklikler ile nüfus hizmetlerinin daha etkin ve verimli şekilde yerine getirilmesi sağlanacaktır. Bununla birlikte, söz konusu değişiklikler yeterli değildir. Söz gelişi halihazırda kadının soyadı ve çocuğun soyadı çokça tartışılan ve yargı kararlarına konu olan meselelerdir. Soyadına ilişkin düzenlemelerin dağınık oluşu bir başka meseledir. Tüm bu meseleler üzerinde tekrar düşünülmesi ve en uygun çözüm nedir arayışına gidilmesi gerekmektedir. Bu bakımdan Nüfus Hizmetleri Kanun’da kısmi değişikliğe gidilmiş olması yaşanan sorunları tam olarak çözmeye yeterli değildir. Çalışmada, 7039 sayılı Kanun ile Nüfus Hizmetleri Kanunu’nda yapılan değişikliklere dikkat çekilmiş, önemli görülen değişiklikler gerek teori gerek uygulama açısından incelenmiş ve bu değişikliklerin isabetli olup olmadıkları kritik edilmiştir.
  • Yayın
    Güncel tartışmalarla yoksulluk nafakası
    (PESA Publications, 2018) Demirbaş, Ali; Demirbaş, Ali; Hukuk Fakültesi, Hukuk Bölümü
    Yoksulluk nafakası, evlilik esnasında eşler arasında geçerli olan birbirine yardım ve dayanışma yükümlülüğünün evlilik sonrasında da kısmen devam etmesi niteliğindedir. Sosyal ve ahlaki düşünceler bu yükümlülüğe dayanak oluşturmaktadır. Hukukumuzda yoksulluk nafakası talep edilebilmesi için boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek olmak, karşı taraftan daha fazla kusurlu olmamak gerekir. Karşı tarafın kusuru aranmaz. Bu şartların bulunması halinde karşı tarafın mali gücüyle orantılı olarak, süresiz şekilde yoksulluk nafakası talep edilebilir. Hukukumuzda boşanma sebepleri arasında anlaşmalı boşanmaya ve fiili ayrılığa yer verilmiştir. Bununla birlikte boşanma sistemi esas itibariyle kusur esasına ve Kanunda sayılan özel sebeplere dayandırılmıştır. Bu durumun bir uzantısı olarak, yoksulluk nafakası isteyen tarafın karşı taraftan daha fazla kusurlu olmaması gerekir. Bunun sonucu olarak boşanma sürecinde ve boşanma sonrasında eşler birbirini takip etmekte ve birbirlerinin kusurunu aramaktadır. Ayrıca, çok kısa süre evli kalmış eşler bile süresiz olarak nafaka talebinde bulunabilmektedir. Böylece kısa süre evli kalmış eşler birbirinin hayat boyu geçim kaynağı haline gelmektedir. Boşanmış eşler arasındaki ihtilaf da hayat boyu sürmektedir. Çalışmada bu hususlar başta olmak üzere yoksulluk nafakasına dair önemli görülen sorunlar mukayeseli hukuk ışığında ele alınmıştır.