Özkaya Demirhan, Özden

Yükleniyor...
Profil fotoğrafı
E-posta Adresi ORCID Profili YÖK Araştırmacı Profili Google Akademik Profili SOBİAD Profili Web Sitesi

Araştırma projeleri

Organizasyon Birimleri

Organizasyon Birimi
İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi, Felsefe Bölümü
Bölüm, uluslararası standartlarda nitelikli bilgi üretmeyi, özellikle İslam felsefesi, Türk düşüncesi ve fenomenoloji geleneğini merkeze almayı ve bu meyanda felsefi bilgi üretilmesini amaçlamaktadır. Batı'da gelişen felsefenin soy kütüğünde sadece Yunan, Helenistik ve Hıristiyan değil, İslam felsefi mirası da yer almaktadır.

Adı Soyadı

Özden Özkaya Demirhan

İlgi Alanları

Medieval Philosophy

Kurumdaki Durumu

Aktif Personel

Arama Sonuçları

Listeleniyor 1 - 2 / 2
  • Yayın
    Antik Çağ'dan Yeni Çağ'a egonun inşası
    (Ketebe Yayınları, 2023) Özkaya Demirhan, Özden; Özkaya Demirhan, Özden; İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi, Felsefe Bölümü
    Kendilik kavramı felsefe tarihi boyunca açık veya değil pek çok düşünür tarafından ele alınmıştır. Ancak Descartes ile başlayarak sistemli bir şekilde ele alındığı ve felsefenin konusu olduğu görüşü hakimdir. Bu kitabın amacı da kendilik ve ego konusunu Antik Çağ’dan Descartes’a kadar eleştirel bir tarzla incelerken, mevcut düşünceyi tasvir etmek ve tarihsel sürecini göstermektir. Bu çalışmada kendilik, insanın kendisine dair bilince sahip olup kendisini bilişsel yetilerinin faili olarak görmesi anlamında kullanılırken ego, bütün bir varoluşun kendisi üzerinden anlaşılması bağlamında kullanılmıştır. Ego kavramının Descartes’la açık bir şekilde başladığı düşünülse de Augustinus, Descartes’tan yaklaşık on üç yüzyıl önce, kendi düşünce sisteminde benzer bir ego anlayışını benimsemiştir ve tıpkı Descartes gibi o da egonun kesinliğini şüphecilere karşı çıkarak göstermiştir. Bu çalışmada, ego kavramının tarihsel süreci ve bu süreçte hangi bağlamlarda kullanıldığı ve gelişimi incelendikten sonra, Augustinus ve Descartes’m ego kavramları incelenmiş ve kendilerinden önceki kendilik anlayışlarına getirdikleri değişiklikler ve takip ettikleri gelenekler gösterilmiştir. Bir geleneği takip etmeleri ve konuyu sınırlamak bakımından, bu çalışmada Homeros, Platon, Aristoteles, Stoa, Epikourosçuluk ve Plotinos’un yalnızca ruh ve kendilikle ilgili düşünceleri ele alınmıştır...
  • Yayın
    Augustinus’un De Dialectica adlı eseri̇ni̇n di̇l felsefesi̇ açısından incelenmesi̇
    (Hamdi Bravo, 2024) Özkaya Demirhan, Özden; İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi, Felsefe Bölümü
    Augustinus, Batı felsefesi ve Hristiyan teolojisi üzerinde büyük etkisi olan filozoflardan biridir. Döneminde pek çok konuya dair düşünce üretmiştir ve dil felsefesi de bu konulardandır. O, şu iki nedenle dil felsefesiyle ilgilenmiştir: Epistemolojik gereksinim ve teolojik kaygılar. Augustinus’ta dil felsefesi genel olarak, Tanrı’yı ve kutsal gerçekleri ifade etmenin bir aracı olarak dil üzerine düşünmedir. Kutsal metinlerin doğru yorumlanması, Hristiyan öğretilerinin doğru anlaşılmasını sağlar. Dilin sınırları ve yanlış anlamalara yol açabilme potansiyeli, bilginin doğruluğu ve geçerliliği konularında önemli sorular doğurur. Dil ve düşünce arasındaki ilişki, düşüncelerimizi dil aracılığıyla ifade ederken aynı zamanda dilin düşüncelerimizi nasıl etkilediğini gösterir. Ayrıca dilin ifade etme ve anlama işlevlerinin, insanın dünyayı algılaması ve düşünmesi açısından kritik olduğunu da vurgular. Augustinus "De Dialectica" adlı eserinde, dilin doğası, işlevi ve gerçeklikle ilişkisini derinlemesine incelenir. Bu eserde Augustinus, dili her yönüyle ele almaya çalışır; kelimeleri basit ve bileşik olarak sınıflandırır, cümleleri de doğruluk değeri alan ve almayanlar olarak ayırır. Kelimelerin kökeni, etkisi, çekimi ve dizilişi üzerine düşünceler sunar. Dilin mantık ve akıl yürütmedeki rolünü vurgular, hitabet ve diyalektiği birbirinden ayırır. Bu çalışmada Augustinus’un De Dialectica eseri dil felsefesi açısından incelenecektir.