Turkish defence diplomacy during the Russian-Ukrainian war and the war implications on Türkiye
Dosyalar
Tarih
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Erişim Hakkı
Özet
The Russian invasion of Ukraine has offered the world another wave of uncertainty. The Conflict has a significant impact on economic and regional stability. Economic indicators worldwide, such as inflation, foreign trade, current account, foreign investment, economic growth, and gross domestic product, have been severely affected to different extents. This thesis seeks to answer the question; what does Türkiye gain from the Russia-Ukrainian Conflict while balancing relations with both countries? By deciding not to follow the sanctions against Russia while explicitly condemning their military movements, I argue that Türkiye has taken the safest Policy regarding its Economy and diplomacy relations. Despite the unavoidable results that resulted from the regional tensions to Türkiye and the rest of the world, in addition to the internal challenges that Türkiye has been dealing with, such as the terrorist attacks, the crushing 6 February earthquake in southern Türkiye and the currency depreciating, the government has managed to stabilize the Economy from any further challenges. The new approach towards Western powers has motivated Türkiye to rethink its foreign policy. It facilitated its way of balancing its geopolitical aspiration of becoming a regional power, security, and military developments, as well as its economic needs. The new approach can be seen in adapting defense diplomacy principles, intense military developments, and the Turkish action of neutrality towards the Ukrainian War.
Rusya'nın Ukrayna'yı işgal etmesi, dünyayı yeni bir belirsizlik dalgasıyla baş başa bırakmıştır. Bu çatışma, ekonomik ve bölgesel istikrar açısından önemli etkilere neden oldu. Enflasyon, dış ticaret, cari işlemler, yabancı yatırım, ekonomik büyüme ve gayri safi yurtiçi hasıla gibi ekonomik göstergeler farklı düzeylerde ciddi düzeyde etkilendi. Savaşın başlangıcından bugüne kadar NATO ve Avrupa Birliği olmak üzere uluslararası kurumların önderlik ettiği Batı dünyası, Rusya ile ilişkileri kesme yönünde net ve acil bir karar almıştır. Dünya siyasetinin en hassas bölgesinin merkezinde yer alan ve NATO üyesi olan Türkiye, NATO'nun yaklaşamını benimsemeyerek nötr kalmıştır. Bu politika, bölgesel güvenlik çıkarlarıyla örtüştüğü ve çatışma sırasında Türkiye'yi gerçek bir müttefikten mahrum bıraktığı için NATO adına bir zorluk olarak görülmektedir. Bu tez; tarihsel işbirliklerine, NATO üyeliği ve ittifakının önemine rağmen Türkiye'nin Ukrayna-Rusya krizinde neden NATO ve Avrupa'dan farklı bir yaklaşım benimsediği sorusunu cevaplamayı amaçlamaktadır. Türkiye'nin, Karadeniz bölgesindeki diplomatik nüfuzunu ve ekonomik ilişkilerini korumak amacıyla Ukrayna ihtilafı sırasında son dönemde geliştirdiği diplomatik ve savunma yeteneklerini aktif bir arabulucu olarak kullandığını savunmaktayım. Türkiye ile dünyanın geri kalanı arasındaki bölgesel gerginliklerin yarattığı kaçınılmaz sonuçların yanı sıra Türkiye'nin karşı karşıya olduğu terör saldırıları, Türkiye'nin güneyinde yaşanan 6 Şubat depremi ve dövizdeki değer kaybı gibi iç zorluklar karşısında hükümet, dengeleyici rolünü başarıyla sürdürmeyi başarmıştır. Batılı ülkelerle karşılıklı bağımlılığın dengelenmesini, komşu ülkeler ve batılı olmayan devletlerle savunma diplomasisi hedeflerinin uygulanmasını içeren bu yeni yaklaşım, Türkiye'nin dış politikasını yeniden şekillendirerek bölgesel güç olma yönündeki jeopolitik arzusu, güvenliği ve askeri gelişmeleri ile ekonomik ihtiyaçlarını dengelemesini kolaylaştırmıştır. Yeni yaklaşım, yoğun askeri gelişmelerde, ikili ve çok taraflı işbirliklerinde ve bu tezde öne çıkan Türkiye'nin Ukrayna Savaşı'na yönelik tarafsızlık ve arabuluculuk eyleminde görülebilmektedir.










