Cholera in the time of the plague: Ottoman medical thought between Gevrekzâde (1795) and Behçet Efendi (1831)

Yükleniyor...
Küçük Resim

Tarih

Dergi Başlığı

Dergi ISSN

Cilt Başlığı

Yayıncı

Ankara Bilim Üniversitesi

Erişim Hakkı

info:eu-repo/semantics/openAccess

Araştırma projeleri

Organizasyon Birimleri

Dergi sayısı

Özet

This study examines Ottoman medical awareness and institutional responses to epidemic diseases during the critical transition from the long-standing threat of bubonic plague (taun) to the emergence of cholera (illet-i-cedide) between 1795 and 1831. It does so by comparing two medical treatises compiled during the late eighteenth and early nineteenth century - Gevrekzâde Hâfız Hasan Efendi’s 1795 plague treatise translation with Mustafa Behçet Efendi’s 1831 Kolera Risalesi. Through a comparison of the two texts, the paper challenges historiographical narratives of medical "decline" and sharp "breaks" between traditional practices and modern state-led reforms. Instead, it highlights a process of internal medicalization and gradual transformation within Ottoman science,. Both primary texts operate within the framework of Galenic humoral pathology while selectively integrating European Tıbb-ı Cedid (New Medicine) elements, such as chemical recipes for the plague and clinical observations for cholera. Analysis reveals significant continuities in preventive strategies, including air purification through fumigation, strict dietary restrictions, and the psychological management of fear. However, treatments diverged due to disease specificity; cholera’s extreme rapidity demanded immediate intervention within hours, compared to the slightly longer window available for plague treatments. The study underscores the flexibility of Ottoman medical thought in adapting to new disease profiles through socio-medical practices. Ultimately, while the humoral therapeutic responses often proved ineffective against cholera's rapid onset, the disease served as the primary catalyst for the Ottoman Empire to institutionalize modern quarantine systems starting in 1831. This period represents a paradigmatic shift where scientific continuity and adaptation fueled the creation of comprehensive nineteenth-century public health policies.

Bu çalışma, 1795 ile 1831 yılları arasında uzun süredir devam eden hıyarcıklı veba (taun) tehdidinden koleranın (illet-i cedîde) ortaya çıkışına uzanan kritik geçiş döneminde Osmanlı tıbbi farkındalığını ve salgın hastalıklara yönelik kurumsal tepkileri incelemektedir. Bunu, on sekizinci yüzyılın sonu ile on dokuzuncu yüzyılın başında derlenmiş iki tıp risalesini—Gevrekzâde Hâfız Hasan Efendi’nin 1795 tarihli veba risalesi tercümesini ve Mustafa Behçet Efendi’nin 1831 tarihli Kolera Risalesi’ni—karşılaştırarak gerçekleştirmektedir. İki metnin karşılaştırılması yoluyla makale, tıbbi “gerileme” ve geleneksel uygulamalar ile modern devlet öncülüğündeki reformlar arasındaki keskin “kopuşlar” üzerine kurulu tarih yazımı anlatılarına meydan okumaktadır. Bunun yerine, Osmanlı bilim dünyası içerisinde içsel bir tıbbileşme ve kademeli dönüşüm sürecini vurgulamaktadır. Her iki birincil metin de Galenci hümoral patoloji çerçevesi içinde yer almakta, bununla birlikte veba için kimyasal reçeteler ve kolera için klinik gözlemler gibi Avrupa kökenli Tıbb-ı Cedîd (Yeni Tıp) unsurlarını seçici biçimde bünyesine katmaktadır. Analiz, tütsüleme yoluyla havanın arındırılması, sıkı diyet kısıtlamaları ve korkunun psikolojik olarak yönetilmesi dâhil olmak üzere koruyucu stratejilerde önemli süreklilikleri ortaya koymaktadır. Bununla birlikte, tedaviler hastalıkların kendine özgü özellikleri nedeniyle farklılaşmıştır; koleranın son derece hızlı seyri saatler içinde acil müdahaleyi gerekli kılarken, veba tedavileri için nispeten daha uzun bir zaman aralığı mevcuttu. Çalışma, Osmanlı tıp düşüncesinin sosyo-tıbbi uygulamalar aracılığıyla yeni hastalık profillerine uyum sağlama konusundaki esnekliğini ortaya koymaktadır. Sonuç olarak, hümoral tedavi yaklaşımları çoğu zaman koleranın hızlı ilerleyişi karşısında etkisiz kalmış olsa da, kolera 1831'den itibaren Osmanlı Devleti'nin modern karantina sistemlerini kurumsallaştırmasının başlıca itici gücü olmuştur. Bu dönem, bilimsel süreklilik ve uyumun on dokuzuncu yüzyılın kapsamlı halk sağlığı politikalarının oluşturulmasına yön verdiği paradigmatik bir dönüşümü temsil etmektedir.

Açıklama

Anahtar Kelimeler

Epidemic Disease, Ottoman Empire, Nineteenth Century, Medical Debates, Ottoman Medicine, Medical Treatise, Public Health, Salgın Hastalık, Osmanlı İmparatorluğu, On Dokuzuncu Yüzyıl, Tıbbi Tartışmalar, Osmanlı Tıbbı, Tıbbî Risale, Kamu Sağlığı

Kaynak

Turkish Studies-Comparative Religious Studies

WoS Q Değeri

Scopus Q Değeri

Cilt

21

Sayı

Ö1

Künye

Hossain, M. (2026). Cholera in the time of the plague: Ottoman medical thought between Gevrekzâde (1795) and Behçet Efendi (1831). Turkish Studies-Comparative Religious Studies, 21(Ö1), 1197-1240. http://dx.doi.org/10.7827/TurkishStudies.89533

Onay

İnceleme

Ekleyen

Referans Veren