Özel, Ahmet Murat

Yükleniyor...
Profil fotoğrafı
E-posta Adresi ORCID Profili Scopus Profili YÖK Araştırmacı Profili Google Akademik Profili TR-Dizin Profili SOBİAD Profili

Araştırma projeleri

Organizasyon Birimleri

Organizasyon Birimi
Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Temel İslam Bilimleri Ana Bilim Dalı
Sosyal bilimlere münhasır uluslararası bir araştırma üniversitesi bünyesinde yer alan Temel İslami İlimler Yüksek Lisans programı kendi alanında küresel çapta nitelikli bir eğitim ve öğretimin şartlarını oluşturacak şekilde kurgulanmıştır.

Adı Soyadı

Ahmet Murat Özel

İlgi Alanları

Tasavvuf Tarih, İslam Felsefesi, Edebiyat, Sosyoloji

Kurumdaki Durumu

Pasif Personel

Arama Sonuçları

Listeleniyor 1 - 10 / 14
  • Yayın
    Herkes kendi yolunu tek basına yürür
    (Erkam Yayıncılık, 2018) Özel, Ahmet Murat; Özel, Ahmet Murat; İslami İlimler Fakültesi, Temel İslam Bilimleri Bölümü
    Ahmet Murat ile son kitabı üzerinden bir düşünme biçimi olarak yazmayı; gelenek, tasavvuf tarikat ve cemaat kavramlarım; bu kavramların 15 Temmuz sürecinden sonra aldığı yarayı; din yorgunu gençler tartışmasını; kendi sesimizi kendi kulağımızın nasû bulacağını ve daha pek çok meseleyi konuşmak üzere bir araya geldik. Bizim açımız/dan dolu dolu bir sohbet oldu. Umarım siz de okurken aynı hisse kapılırsınız.
  • Yayın
    Metafizik bir ilkeden tarihsel bir kahramana değişen Hz. Peygamber (sav) tasavvuru
    (Sakarya Büyükşehir Belediyesi Sakarya Kitaplığı, 2018) Özel, Ahmet Murat; Özel, Ahmet Murat; İslami İlimler Fakültesi, Temel İslam Bilimleri Bölümü
    Süleyman Çelebi’nin Mevlid’i ya da özgün adıyla Vesîletü’n-necât’ı, altı asırdır bu topraklarda sevilerek okunuyor. Türkiye’de Mevlid’in okunmadığı ya da dinlenmediği ev neredeyse yoktur.
  • Yayın
    Abdülganî Nablusi : "Allah buraya cemal nazarıyla bakmış"
    (Albayrak Grubu, 2017) Özel, Ahmet Murat; Özel, Ahmet Murat; İslami İlimler Fakültesi, Temel İslam Bilimleri Bölümü
    Eskilerin allâme tipine tastamam uyan Abdülganî Nablusî’nin (ö. 1141/1731) bir fakih, bir sufî, bir şair, bir seyyah olarak yaşadığı 90 senelik bereketli hayattan geriye 300’e yakın eser kaldı. Bu eserlerin önemli bir kısmı, İbn Arabî çizgisine sadık bir tasavvufî anlayışı terennü- me adanmıştır. Nablusî külliyatında, bu çizginin mü- dafaasına ve zaman zaman daha popüler bir dille açıklanmasına verdiği yoğun emek sergilenir. Ama Nablusî’nin bir seyyah olarak portresi de son derece dikkate değer. Yazı yazmayı sevdiği belli olan ve şiirleriyle, bazı önemli şiirlere yazdığı şerhlerle ve eserlerinde yer verdiği şiir iktibaslarıyla, bizi kendi edebiyat merakı ve zevkiyle de tanıştıran Nablusî’nin, “edeb” başlığı altında tasnif edilmesi beklenen seyahatname türünde eserler vermesi, böylesi bir kadı ve şeyh portresi için çok sık rastlanan bir performans değildir.
  • Yayın
    Huzurlu, huzursuz
    (İbn Haldun Üniversitesi, 2018) Özel, Ahmet Murat; Özel, Ahmet Murat; İslami İlimler Fakültesi, Temel İslam Bilimleri Bölümü
    Olay 1967 senesinde, Milli Kütüphane Müdürlüğü de yapmış olan Müjgan Cunbur’un başından geçiyor. Müjgan Hanım, bir bilimsel toplantı vesilesiyle Türkiye’yi temsilen Afganistan’a gitmiş. Dünyanın çeşitli ülkelerinden gelen uzmanlar başkent Kabil’de toplanmışlar. On gün süren bu toplantı süresince, uzmanların toplantı yaptıkları binanın önünde, uzmanların mensup oldukları ülkelerin bayrakları dalgalanmış. Afganistan’da, Özbek Türkleri de yaşıyor ve bayrağımızı görmek onları olağanüstü heyecanlandırmış. “Gruplar halinde geliyorlar ve bir denizi, efsanelerle yüklü bir dağı veya muhteşem bir manzarayı seyreder gibi saatlerce bayrağımızı seyrediyorlar”mış.
  • Yayın
    Osmanlı Tasavvuf kültüründe Şâzeliyye literatürü ve Süheyl Ünver’in babası Mustafa Enver Bey’in (ö. 1909) Hikem-i Atâî Tercümesi
    (Osmanlı’da İlm-i Tasavvuf: Âlimler, Eserler ve Meseleler, 2017) Özel, Ahmet Murat; Özel, Ahmet Murat; İslami İlimler Fakültesi, Temel İslam Bilimleri Bölümü
    Şâzeliyye tarikatı, tasavvuf tarihinde en bilinen ve yaygın tarikatlardan biri olmakla birlikte, Osmanlı kültürünün başlıca coğrafyası olan Anadolu ve Rumeli’ye devletin son yüzyılı gibi geç bir dönemde gelebilmiştir. Bununla birlikte, Şâzelî büyüklerine ait bazı eserlerin (İbn Meşîş’in Salât-ı Meşîşiyye’si; Ebu’l-Hasan eş-Şâzelî’nin hizbleri; Muhammed b. Süleyman el-Cezûlî’nin Delâilü’l-Hayrât’ı; Abdülvehhâb eş-Şa‘rânî’nin eserleri vb.) çok daha eski tarihlerden itibaren önemli bir yaygınlık kazandığını görürüz. Yine Şâzelî literatürünün en önemli klasiklerden biri olan İbn Atâullah el-İskenderî’nin başyapıtı Hikem’in de bazı tercümeleri ve şerhleri yapılmıştır. Süheyl Ünver’in (ö. 1986) babası olan ve medrese eğitimi almış, neyzen, ehl-i tarik bir zat olan Mustafa Enver Bey de (ö. 1909) İskenderî’nin Hikem’ini Türkçe’ye tercüme etmiştir. Bu tercüme Süheyl Ünver’in terekesi içinde yer almaktadır ve henüz yayınlanmamıştır. Biz de tebliğimizde genel olarak Osmanlı tasavvuf kültüründe Şâzelî literatürünün görünürlüğüne temas ettikten sonra, Mustafa Enver Bey’i ve tercümesini tanıtmaya çalışacağız.
  • Yayın
    Osmanlı Tasavvuf kültüründe Şâzeliyye literatürü ve Süheyl Ünver’in babası Mustafa Enver Bey’in (ö. 1909) Hikem-i Atâî Tercümesi
    (İSAR Yayınları, 2018) Özel, Ahmet Murat; Özel, Ahmet Murat; İslami İlimler Fakültesi, Temel İslam Bilimleri Bölümü
    Anadolu, Kuzey Afrika’da neşet etmiş ve İslâm dünyasına oradan yayılmış olan Bedeviyye, Desûkiyye/Burhâniyye, Arûsiyye, Ticâniyye, Senûsiyye gibi tarikatlara, Horasan ve Orta Doğu kökenli tarikatlara gösterdiği ilgiyi göstermemiştir. Şâzeliyye de, coğrafî bakımdan Kuzey Afrika kökenli bir tarikatolarak, andığımız tarikatların kaderini paylaşır. Tekil ve istisnai birkaç örneği saymazsak Şâzeliyye’nin Anadolu’da tekke düzeyinde kurumsallaşması, Türk halifeler yetiştirerek kökleşmesi ve Şâzelî literatürüne katkı verecek düzeyde benimsenmesi için XIX. yüzyılı beklemek gerekecektir.
  • Yayın
    [Book Review]: “Ahmet T. Karamustafa, Tasavvufun Oluşumu, İstanbul: Bilgi Üniversitesi Yayınları, 2017, 260 s.”
    (İlmi Etüdler Derneği, 2018) Özel, Ahmet Murat; İslami İlimler Fakültesi, Temel İslam Bilimleri Bölümü
    Tasavvuf tarihiyle ilgili çalışmalar içinde, tasavvufun oluşum dönemine dair olanlar gerek nicelik ve gerekse nitelik olarak son derece sınırlıdır. Ahmet Karamustafa’nın dilimize Tasavvufun Oluşumu adıyla çevrilmiş olan kitabı, araştırmacılar için zorlu olan bu döneme odaklanmış olması bakımından önem arz eder. Değerlendirme yazımız, bu kitabın sorularının izlerini takip ediyor.
  • Yayın
    Düğüm ve kutsal çözüm: Hz. Peygamber’in hayatındaki düğümlerden bir roman çıkar mı?
    (Meridyen Destek Derneği, 2018) Özel, Ahmet Murat; Özel, Ahmet Murat; İslami İlimler Fakültesi, Temel İslam Bilimleri Bölümü
    Öykücü değilim ama öykü okuruyum. Çok uzak olmayan bir mesafeden takip etmeye çalıştığım Türk öykü dünyasının temaları, eğilimleri ve ilgilerine dair, ne kadarının olay ve ne kadarının kesit öyküsü olduğuna dair güvenilir rakamlara ulaşabilmiş değilim. Ama John Fitzgerald isimli Amerikalı bir yazar, Amerika’daki öykülerin %90’ının olay ya da düğüm öykülerinden oluştuğunu söylüyor.
  • Yayın
    Kaside-i Bürde bugün yazılsa nasıl karşılanırdı?
    (Meridyen Destek Derneği, 2018) Özel, Ahmet Murat; Özel, Ahmet Murat; İslami İlimler Fakültesi, Temel İslam Bilimleri Bölümü
    Öncelikle Kasîde-i Bürde ile neyi ya da hangi kasideyi kastettiğimizi açıklığa kavuşturalım. Çünkü aynı adı taşıyan iki ayrı kaside bulunmaktadır. Bunlardan ilki Ka’b b. Züheyr’in (ö.24/645 [?]) kasidesi, diğeriyse İmam Bûsirî’ninkidir (ö. 695/1296 [?]). Her ikisi de, altı yüz senelik bir zaman farkıyla, Peygamber Efendimiz’i methü sena için kaleme alınmıştır. Ama gerçekte bunlardan sadece ilki, Hz. Peygamber’in huzurunda şairi tarafından okunurken, Peygamber Efendimiz’in bir takdir ve tebcil ifadesi olarak hırkasını (bürde) şaire giydirmesi sebebiyle Kasîde-i Bürde (Hırka Kasidesi) adını taşımaya uygundur. İmam Bûsirî’nin kasidesiyse, şairinin geçirdiği bir hastalıktan bu kaside vesilesiyle kurtulması sebebiyle aslında Kaside-i Bür’e (Kurtuluş Kasidesi) olarak adlandırılmıştır. Dolayısıyla bizim bu çalışma boyunca hesaba kattığımız ve kendisine atıfta bulunacağımız kaside Ka’b b. Züheyr’in kasidesi olacaktır.
  • Yayın
    Seb'îniyye’nin hermetik bir silsilesi (mi?) -Ebu’l-Hasan eş-Şüşterî’nin el-kasîdetü’n-nûniyye’si üzerine bir tahlil-
    (Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı İlmi Araştırmalar Merkezi, 2016) Özel, Ahmet Murat; Özel, Ahmet Murat; İslami İlimler Fakültesi, Temel İslam Bilimleri Bölümü
    Ebu’l-Hasan eş-Şüşterî, Endülüslü İbn Seb’în’in gözde öğrencisi ve halefidir. Şüşterî’nin el-Kasîdetü’n-nûniyye adıyla meşhur olan bir şiiri bulunmaktadır. Bu şiirinde o, Hermes’ten Aristoteles’e, Hallâc’dan İbn Rüşd’e, Gazâlî’den Sühreverdî el-Maktûl’e kadar, bir araya gelmesi beklenmeyen bir çok isme yer verir. Esasen akıl, aklın işlevi ve sınırları hakkında bir şiir olan el-Kasîdetü’n-nûniyye, bazı araştırmacılarca Seb’îniyye tarikatının Hermetik tabiatta bir silsilesi olarak da kabul edilmiştir. Acaba hakikaten bu şiir Hermetik bir silsile midir? Çalışmamız bu sorunun cevabını aramaktadır. Yanı sıra şiirin doğurduğu sorunlardan biri, İbn Seb’în’in ve Şüşterî’nin felsefe eleştirisine rağmen şiirde filozoflara eleştirel olmayan bir biçimde yer verilmesidir. Bu çelişkili durumu aşabilmek ancak, bu hoca- tilmiz ikilisinin felsefeyi bütünüyle dışlamayıp, sufiyane bilgiye nispetle daha aşağıda telakki etmelerinden kaynaklandığını görmekten geçmektedir.