Harman, Ömer Faruk

Yükleniyor...
Profil fotoğrafı
E-posta Adresi ORCID Profili Google Akademik Profili

Araştırma projeleri

Organizasyon Birimleri

Organizasyon Birimi
İslami İlimler Fakültesi, Temel İslam Bilimleri Bölümü
Köklü bir geçmişe sahip olan İslami İlimler, güçlü bir gelenek oluşturmuştur. Bu gelenek içerisinde, akıl ile vahiy, fizik ile metafizik arasında uyum sağlanmıştır. Ne var ki modern dönemde bu uyum bozulduğu için daha önce var olmayan dinî , hukukî, itikadî, sosyal, psikolojik vb. pek çok problemle karşılaşılmıştır. Bu problemlere çözüm üretilmesi, din ile dünya arasındaki uyum ve yakınlaşmanın yeniden tesisini gerektirmektedir. Bu da İslami ilimlerde nitelikli çalışmalar yapmakla mümkündür.

Adı Soyadı

Ömer Faruk Harman

İlgi Alanları

Dinler Tarihi, Yahudilik, Hıristiyanlık, Hint Dinleri, Kutsal Kitaplar

Kurumdaki Durumu

Pasif Personel

Arama Sonuçları

Listeleniyor 1 - 1 / 1
  • Yayın
    Kudüs semavî dinler için neden önemli?
    (İbn Haldun Üniversitesi, 2017) Harman, Ömer Faruk; Harman, Ömer Faruk; İslami İlimler Fakültesi, Temel İslam Bilimleri Bölümü
    Kudüs ilahî kökenli dinler yani Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam açısından kutsal bir şehirdir. Şimdi neden kutsal olduğunu tek tek anlatayım: Yahudilik açısından Kudüs; Hz. Davud (a.s.) tarafından fethedilmiş, devletin başkenti olmuş bir şehirdir. İsrailoğulları, Hz. Musa (a.s.) önderliğinde Mısır’dan çıktıktan sonra, Sina dağında ilahî vahiy (Tevrat) alınmış ve kendilerine peygamberleri aracılığı ile Arz-ı Mev’ud (Vadedilmiş topraklar) denilen bölgeye (bugünkü Filistin toprakları) girmeleri istenmiş fakat onlar söz dinlemeyip bu emre uymayınca tam 40 yıl Sina Çölünde yaşamaya mecbur bırakılmışlar. Daha sonra Yeşu önderliğinde bu topraklara girme mücadelesi verilmiş ve nihayet Hz. Davud (a.s.) (Yahudilere göre sadece kral), MÖ 1000 yıllarında Kudüs’ü almış ve devletin merkezi yapmıştır. Önce kendisi için o günün şartlarına göre bir saray yaptırdıktan sonra Rab için de bir ev yani mabet yaptırmak istemiş. Fakat Tanrı, çok kan döktüğü için buna müsaade etmemiş ve nihayet Hz. Davud’un (a.s.) oğlu Hz. Süleyman (a.s.), MÖ 950 yılında, yedi yıllık bir inşaattan sonra (Süleyman Mabedi, Tapınak, Beyt ha Mikdaş, Beytü’l-Makdis’i isimleriyle bilinen) Mabedi tamamlamıştır.