Haliloğlu, Nagihan

Yükleniyor...
Profil fotoğrafı
E-posta Adresi ORCID Profili WoS Profili Scopus Profili YÖK Araştırmacı Profili Google Akademik Profili TR-Dizin Profili SOBİAD Profili Web Sitesi

Araştırma projeleri

Organizasyon Birimleri

Organizasyon Birimi
İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi, Karşılaştırmalı Edebiyat Bölümü
Karşılaştırmalı Edebiyat Bölümü’nün vizyonu, özellikle Avrupa ve Orta Doğu dillerinde yazılmış eserleri hem birbirleriyle hem de Türk Edebiyatı’yla mukayese ederek, medeniyetlerin geçişkenliği hakkında bilgi üretmek ve farkındalık yaratmaktır. Eleştirel bakış açısının temel alınacağı Bölümde, edebiyat, dil, kültür, sinema alanlarındaki gelişmeleri yakından takip edip, tartışmalara katkı sağlayacak bilim insanları yetiştirmeyi hedeflemektedir.

Adı Soyadı

Nagihan Haliloğlu

İlgi Alanları

Area Studies Social Sciences , Religion Literature Government & Law

Kurumdaki Durumu

Aktif Personel

Arama Sonuçları

Listeleniyor 1 - 5 / 5
  • Yayın
    Romeo ve Jülyet: Komedi ve trajedi arasında
    (İdeal Bilge Edebiyat, 2019) Haliloğlu, Nagihan; Haliloğlu, Nagihan; İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi, Karşılaştırmalı Edebiyat Bölümü
    Shakespeare’in oyunları genellikle komedi, trajedi ve tarih oyunları olarak tematik türlere ayrılır. Karakter ismi taşıyan oyunlar, olay örgüsü o karakterin özellikleri ve seçimleri çerçevesinde geliştiği için trajedi olarak düşünülür. İki karakterin ismini taşıyan Romeo ve Jülyet oyunu da iki gencin ölümüyle sonuçlanan bir hikaye olarak trajedi kategorisindedir. Fakat oyunun kurgulanma şekli ve karakterlerin başlangıç noktası komediye daha uygundur. Evlenmek isteyen iki gencin aileleri tarafından alıkoyulmaları Shakespeare’in hemen hemen tüm komedilerindeki ana olay örgüsüdür. Komedilerde evlilikle sonuçlanan bu olay örgüsü, Romeo ve Jülyet’te ölümle sonuçlanır. Oyunun gerginliği de seyircinin olayların hangi noktada geri dönülemez bir yola girdiği üzerine kafa yormak zorunda kalmasından kaynaklanır. Shakespeare bu gerginliği en son sahneye kadar korur, ve bu hikayenin bir trajedi olduğu karakterlerin ölüp geri dönmesi kadar radikal teatreal oyunlar sonunda belli olur.
  • Yayın
    Fransız Edebiyat’ını İbn Haldun’la okumak
    (İstanbul Üniversitesi Farabi Avrasya Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (FAMER), 2019) Haliloğlu, Nagihan; Haliloğlu, Nagihan; İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi, Karşılaştırmalı Edebiyat Bölümü
    Bu makale İbn Haldun’un asabiyet, mülk ve hanedan kavramlarını tahlil birimleri olarak kullanıp Michel Houellebecq'in Teslimiyet romanındaki karşılıklarını tespit etmektedir. Makalenin yöntemi böylelikle Müslüman Akdenizli bir düşünürün kullandığı kavramların günümüzde yazan beyaz Akdenizli bir yazarın romanlarında ne kadar geçerli olduğunu tespit edip, bir yandan Beyaz Avrupa'yı taşralaştırırken bir yandan da sürekliliklere dikkat çeker. Bu bakımdan kullanılan yöntem karşılaştırmalı edebiyat olarak da nitelendirilebilir. Makale İbn Haldun'un asabiyet, mülk, hanedan kavramlarını merkeze koymakla beraber Kuzey Avrupa'nın taşralaştırılmasını Dipesh Chakrabarty, Akdeniz'deki alışverişleri de Fernand Braudel'in kavramsal desteğiyle inceler. Houellebecq yazınının tümünde Akdeniz’I yabancı unsurların giriş yaptığı tekinsiz bir sınır olarak kurgular. Teslimiyet’te de Akdeniz’den gelen yabancı unsur Müslümanlardır ve Müslüman bir aday Fransa’da devlet başkanı olur. Romanın anlatıcısı François Fransa’nın bu ‘çöküş’ünün ve kültürel intiharının beyaz sınıflar arasındaki dayanışma eksikliğine, beyazların Mağripli göçmenlerin kültürünü benimsemedeki gönüllülüklerine bağlar ve başa geçecek Mağrip kökenlilerin yakında beyaz Fransızların düştüğü aynı hatalara düşeceğinin sinyallerinden bahseder. Houellebecq’in anlatıcı üzerinden okurla paylaştığı tüm bu gözlemler Ibn Haldun’un Mukaddime’sindeki döngüsel sosyal hareketlerin devinimleriyle örtüşmektedir.
  • Yayın
    Colonial and orientalist tropes in travel-writing
    (IIIT Georgia Winter School, 2019) Haliloğlu, Nagihan; Haliloğlu, Nagihan; İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi, Karşılaştırmalı Edebiyat Bölümü
    This study examines the relation between travel writing and postcolonialism. In order to dothis it first looks at the history of travel literature, by doing a close reading of selectedpassages from travel literature, and link the history to contemporary practices. The closereading will focus on whether one can hear local voices in the accounts of the travel writers,taking Gayatri Spivak’s question ‘Can the Subaltern Speak’ as its focus. A related question iswhether the subaltern can travel. Spivak reminds us to focus on the production of knowledge,archive, dissemination of knowledge and access to sources concerning knowledge of a space.The relationship between the privileged traveller and disprivileged/dispossesed native iscrucial and in that sense, this relationship is not necessarily between a European and thenative- people living in the same country may equally exoticize one another. The experienceof travel and writing of travel is shaped by race, class and gender at all periods of time.
  • Yayın
    Religion and re-enchantment in werner herzog and lars von trier’s work
    (2017) Haliloğlu, Nagihan; Haliloğlu, Nagihan; İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi, Karşılaştırmalı Edebiyat Bölümü
    This paper is part of a larger project I am working on, on re-enchantment and melancholia in contemporary narratives. In it, I will focus mainly on two films as emblematic of recent approaches to religion in the global north, particularly in northwest Europe.
  • Yayın
    Islamophobia in French Fiction: Michel Houellebecq
    (IIIT Georgia Winter School, 2019) Haliloğlu, Nagihan; Haliloğlu, Nagihan; İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi, Karşılaştırmalı Edebiyat Bölümü
    Michel Houellebecq’s novel Soumission, about an Islamic party coming to power in France, attracted a lot of critical attention after the horrendous attacks on the Charlie Hebdo offices. This paper aims to look at the novel Submission and its reception by reviewers, which reveals the book to be yet another cultural product upon which we can transfer our agendas and silences. I will look at reviews from the Anglophone world and a radio programme ‘Saturday Review’. These are assessments of the novel that claim that Houellebecq’s gender politics, and the metaphors he uses for gender politics too often get neglected in favour of his apocalyptic approach to the state of society in Europe. The reviews both question and demonstrate how acceptable it is to use misogynist and anti-Muslim rhetoric in works of fiction, and through that discussion reveal, once again how anti-woman and anti-Muslim rhetoric and wording can be interchangeable; particularly when it comes to intellectual capacity. When critics condemn one, they have to condemn the other, and it reveals current understandings of the limits of free speech: some identities are more malignable than others. Houellebecq’s Soumission, I argue, forms a part of the geneaology of conflating all manners of subalterns, in this case women and Muslims.