Haliloğlu, Nagihan
Yükleniyor...
Araştırma projeleri
Organizasyon Birimleri
İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi, Karşılaştırmalı Edebiyat Bölümü
Karşılaştırmalı Edebiyat Bölümü’nün vizyonu, özellikle Avrupa ve Orta Doğu dillerinde yazılmış eserleri hem birbirleriyle hem de Türk Edebiyatı’yla mukayese ederek, medeniyetlerin geçişkenliği hakkında bilgi üretmek ve farkındalık yaratmaktır. Eleştirel bakış açısının temel alınacağı Bölümde, edebiyat, dil, kültür, sinema alanlarındaki gelişmeleri yakından takip edip, tartışmalara katkı sağlayacak bilim insanları yetiştirmeyi hedeflemektedir.
Adı Soyadı
Nagihan Haliloğlu
İlgi Alanları
Area Studies Social Sciences , Religion Literature Government & Law
Kurumdaki Durumu
Aktif Personel
14 sonuçlar
Arama Sonuçları
Listeleniyor 1 - 10 / 14
Yayın “Kâğıtsızlık”tan tekrar vatandaş olmaya doğru(İbn Haldun Üniversitesi, 2018) Haliloğlu, Nagihan; Haliloğlu, Nagihan; İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi, Sosyoloji Bölümü1997 yılında Boğaziçi Üniversitesi son sınıf öğrencisiydim. Yasakların en son ulaştığı yerlerden biri olan Boğaziçi’nde yaşamın çok fazla değişmediğini hatırlıyorum. Genel yasaklar başlamadan önce derslerine tesettürlü öğrenci almayan hocalar sadece biraz daha cesaretlenmişti, o kadar. Boğaziçi’nin tesettürlü öğrencisi 1997’den önce de kötü muameleyle karşılaşmış olduğu için hangi hocanın dersinin seçilip seçilmeyeceğini iyi bilirdi. O yaz mezun olur olmaz (ki mezuniyet törenine gitmedim) İngiltere’de dersleri sadece yazın yapılan bir master programına başladım.Yayın Constantinopolitan modernities: Leonard Woolf, Virginia Woolf and Halide Edib(2018) Haliloğlu, Nagihan; Haliloğlu, Nagihan; İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi, Karşılaştırmalı Edebiyat BölümüThis is a polemical paper about how a city may be perceived in different registers. Istanbul as a bartering piece in peace negotiations, as in the case of Leonard Woolf’s The Future of Constantinople (1917), and Istanbul as a space that evokes modernist responses by two female writers- one of them a young British novelist on her tour of the continent before WWI, and the other a Turkish novelist writing about her experience of the British Occupation in 1918, a year after Leonard Woolf’s tract (Brits occupied Istanbul from late Nov 1918- Sep 1923).1 Gathering these modern responses to Constantinople’s geographical and symbolic location, I try to formulate aspects of ‘Constantinopolitan modernities’ that engage with the meanings that the city has taken on and generated.Yayın 45 Ruhu: Solun iktidarla imtihanı(Turkuvaz Haberleşme ve Yayıncılık, 2018) Haliloğlu, Nagihan; Haliloğlu, Nagihan; İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi, Karşılaştırmalı Edebiyat BölümüSiyah beyaz kareler bize ev yıkıntıları arasında oynayan çocuklar, bitlenmiş yataklar gösterir. 40’larda Avrupa’nın sokaklarında böyle görüntülerin yaşanmış olmasını bir zillet olarak yorumlayan eski tüfek solcular, günümüz Avrupa’sının orta yerindeki mülteci kamplarındaki koşullar karşısında da aynı derecede dehşete kapılmış olsalar gerek.Yayın Multiculturalism and revolutions in the caucasus: Ali and Nino(İbn Haldun Üniversitesi, 2017) Haliloğlu, Nagihan; Haliloğlu, Nagihan; İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi, Sosyoloji BölümüKurban Said’s 1937 novel Ali and Nino tells the story of a pair of lovers from Baku whose lives are dramatically altered in the aftermath of the revolutions and new nation states arising post World War I. Although, from the juxtaposition of names, the premise seems to be an ‘intercultural love story’, the trials and tribulations of Ali and Nino, a Muslim Azeri and a Christian Georgian, stem more from jealous rivalry and the vicissitudes of war than from irreconcilable differences between their life styles. The lovers’ fate being bound to larger revolutions in the world comes across more strongly in the successful 2016 film version directed by Asif Kapadia, than in the novel which lingers over Ali’s brooding that Nino might not fit in within a harem context. These musings, however, mostly remain conjecture on Ali’s part, and the discussion between the lovers, and later as man and wife, continue as to what kind of living quarters they will set up once the wars have ended and Ali who has killed his Armenian rival and is afraid the man’s family will take revenge can return to Baku. Their love flourishes in makeshift homes in the mountains of Dagestan and during a brief sojourn in Iran before its ultimate test against the rigours of keeping a house as a married couple.Yayın Çorak ülke: T. S. Eliot ile I. Dünya Savaşı hatırlaması(Bilim Sanat Vakfı, 2018) Haliloğlu, Nagihan; Haliloğlu, Nagihan; İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi, Karşılaştırmalı Edebiyat BölümüHemen hemen tüm medeniyetlerde edebiyatın en eski formlarından biri olan şiir, özellikle kafiye ve vezin kullanımından dolayı kişisel ve kültürel hafızanın muhafaza edildiği bir tür olmuştur. T. S. Eliot’ın öncülerinden sayıldığı edebi modernizm akımı, şiir türünün omurgası sayılabilecek geleneksel kafiye ve vezni sorgulayıp yerine yeni bir bakış açısı ve pratik bir biçim getirmeyi amaçlamıştır. Modernizm, şiir ve hatırlama için çok önemli olan kafiye ve vezin yerine başka bir teknik ve bazı araçlar önermiştir. Bu araçlardan biri çağrışımdır. Eliot Çorak Ülke (1922) şiirinde, birincil amacı bu olsun ya da olmasın, ‘serbest çağrışım’ı Avrupa medeniyetinin tarihi ve kültürel mirasının unsurları arasında bir uyak gibi kullanarak şiirin kültürel hafızanın muhafızlığını yaptığı geleneği devam ettirir. Eleştirmenler Çorak Ülke’nin şairin bir genç adam olarak portresini, Eliot’ın evliliğinin anatomisini ve Avrupa medeniyetinin kilometre taşlarını ihtiva ettiğinde hemfikirdirler.Yayın Ottoman chronotope for the mediterranean in Evliya Çelebi’s seventeenth-century travelogue Seyahatname(University of Malta, 2017) Haliloğlu, Nagihan; İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi, Karşılaştırmalı Edebiyat BölümüThis article investigates the ways in which the Ottoman traveller Evliya Çelebi perceived and represented the various political powers and cultural heritages in the Mediterranean, through a reading of his seventeenth-century travelogue, Seyahatname. I argue that Evliya’s text reveals the palimpsest of political power and cultural hegemony extant in the Mediterranean of his time and attempts to legitimise Ottoman rule, employing several tropes and narrative threads. For Evliya, the Mediterranean is primarily a battlefield that has witnessed the victories and defeats of the Ottomans throughout their history. Evliya’s Seyahatame, in that sense, is within the tradition of travel writing in the service of imperial meaning-making and meaning-sustaining processes. I call the narrative structure under which Evliya’s observations are gathered the Ottoman Chronotope: a chronotope that highlights the project of sustaining a commonwealth, through ties of commerce and faith. In Evliya’s text the islands become a geography where the Ottomans’ sense of mission and empire is bolstered by ‘old books’ and oral narratives that he claims were popular particularly among the Mediterranean Greek population.Yayın Religion and re-enchantment in werner herzog and lars von trier’s work(2017) Haliloğlu, Nagihan; Haliloğlu, Nagihan; İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi, Karşılaştırmalı Edebiyat BölümüThis paper is part of a larger project I am working on, on re-enchantment and melancholia in contemporary narratives. In it, I will focus mainly on two films as emblematic of recent approaches to religion in the global north, particularly in northwest Europe.Yayın The genealogy of Halide Edib’s modernist impulse in masks or souls(2017) Haliloğlu, Nagihan; Haliloğlu, Nagihan; İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi, Karşılaştırmalı Edebiyat BölümüIn Masks or Souls, written in Paris in 1937, Turkish author Halide Edib Adıvar makes use of elements of modernist theatre to express her political views. Having been brought up in the metropolis of Istanbul, she spent time in other urban centres like London and Paris, always corresponding and exchanging ideas with literati both in Europe and Turkey. In the play I’m going to talk about, Halide Edib names Nasreddin Hoca, a country savant/sufi whose anecdotes range from the surreal to the sublime, as her inspiration. The tone of the play is informed by Hoca’s sufi embracing wit, and yet Nazım Hikmet’s ‘I want to become a machine’ poem recurs like a refrain as the modernist, futurist reflection of the sign of the times. There are several disembodied voices, poems and songs in the play: even the bodies on stage are used as masks or puppets, and thoughts are given through voice over. Masks or Souls’ aspirations are cosmological as Halide Edib brings the masks of larger than life, almost mythical figures of Nasreddin Hoca, Shakespeare, Tamurlaine and Ibn Khaldun to comment on the state of the world.Yayın Replacement and genealogy in Jane Eyre and wide sargasso sea(Palgrave McMillan, 2018) Haliloğlu, Nagihan; İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi, Karşılaştırmalı Edebiyat Bölümü; İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi, Karşılaştırmalı Edebiyat BölümüThis is a polemical paper trying to formulate a poetics of replacement and genealogy based on Charlotte Bronte’s Jane Eyre and Jean Rhys’s Wide Sargasso Sea. Thornfield, in the book Jane Eyre, is one of the most famous haunted houses of British literature where, at the superficial level, the character of Jane Eyre replaces Antoinette as the female partner of the man of the house. Thornfield and the two women in it, representing different types of femininity, have haunted both novelists and theorists for decades, and have given us the typology of the ‘mad woman in the attic’. The idea of replacement, in the context of ‘writing back’, can be seen as a larger question of the literary cannon: just as one character can be a replacement for another, so can one literary work act as replacement for another. This idea allows us to conceptualize replacement as a function of genealogy: replacement can be a mode of reiteration, or even a compulsive repetition. When it comes to the story line, the central ‘replacement’ in Jane Eyre is Rochester trying to replace Antoinette as partner; the replacement in Wide Sargasso Sea is the replacement of Jane Eyre with Antoinette as the protagonist.Yayın Vladimir Nabokov’un eserlerinde hafıza mekânları(Bilim Sanat Vakfı, 2018) Haliloğlu, Nagihan; Haliloğlu, Nagihan; İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi, Karşılaştırmalı Edebiyat BölümüVladimir Nabokov yazın sanatıyla hafızanın aktarımı arasındaki bağa inanan ve kitaplarında buna sürekli dikkat çeken yazarlardan biridir. Üç farklı versiyonu yayımlanmış otobiyografisine verdiği en son isim Konuş, Hafıza’dır. Bu başlık da Nabokov’un hafızayı asla statik olmayan, canlı bir varlık şeklinde tasvir ettiğinin bir göstergesidir. Nabokov bu kitabında hafızayı muhafaza etme ve konuşturmanın çeşitli yöntemlerini dener ve bu çabasının dinamiklerini de okuyucuyla, ancak Nabokovvari diyebileceğimiz bir açık gönüllükle paylaşır. Ona göre kitaplar, paragraflar, eşyalar ve fiziksel mekânlar çeşitli şekillerde metaforik ‘hafıza mekânları’ olarak hafızayı muhafaza eder ve bir çeşit müze görevi görürler. Bu makalede, otobiyografisi çerçevesinde Nabokov’un tasvir ettiği bu farklı ‘mekânların’ hafızayı nasıl barındırıp koruduğu ve hatıraların tekrar canlandırılmasına ne derecede imkân verdiği incelenecektir.