Emerging medical technologies and international law: Legal and ethical challenges
Dosyalar
Tarih
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Erişim Hakkı
Özet
Technological advances are pervasive in the healthcare sector, as in many other sectors. Emerging medical technologies such as artificial intelligence (AI), gene editing and telemedicine are significantly transforming global healthcare. While these technological innovations offer improved diagnostic accuracy and broader access to personalized treatment and care, they also pose significant legal, ethical and regulatory challenges. The cross-border nature of these technologies creates gaps between national regulations and international legal obligations. This article critically examines the intersection of emerging and developing medical technologies with international law, highlighting legal and ethical concerns in this area. It argues that fragmented national legal regulations, inadequate international law, and a lack of oversight exacerbate risks to human rights and patient safety. The article also recommends a reform-oriented approach that advocates for binding international agreements, harmonization of national laws with international human rights obligations, and robust cross-border standards for clinical trials, new technological devices and ethical review.
Teknolojik gelişmeler, diğer birçok sektörde olduğu gibi sağlık sektöründe de yaygınlaşmaktadır. Yapay zekâ (YZ), genetik incelemeler ve tele-tıp gibi yeni ortaya çıkan tıbbi teknolojiler, küresel sağlık hizmetlerini önemli ölçüde dönüştürmektedir. Bu teknolojik yenilikler, gelişmiş tanı doğruluğu ve kişiselleştirilmiş tedavi ve bakıma daha geniş erişim sunarken, aynı zamanda önemli yasal ve etik zorlukları da beraberinde getirmektedir. Bu teknolojilerin sınır ötesi niteliği, ulusal düzenlemeler ile uluslararası yasal yükümlülükler arasında boşluklar yaratmaktadır. Bu makale, yeni ortaya çıkan ve gelişen tıbbi teknolojilerin uluslararası hukukla kesişimini eleştirel bir şekilde inceleyerek, bu alandaki yasal ve etik endişeleri vurgulamaktadır. Ayrıca makale, parçalanmış ulusal yasal düzenlemeler, yetersiz uluslararası hukuki düzenlemeler ve denetim eksikliğinin insan hakları ve hasta güvenliğine yönelik riskleri artırdığını savunmaktadır. Makalede ayrıca bağlayıcı uluslararası anlaşmaların yapılmasını, ulusal yasaların uluslararası insan hakları yükümlülükleriyle uyumlu hale getirilmesini ve klinik araştırmalar, yeni teknolojik cihazlar ve etik incelemeler için güçlü sınır ötesi standartların oluşturulmasını savunan reform odaklı bir yaklaşım önerilmektedir.










