Duran, Burhanettin

Yükleniyor...
Profil fotoğrafı
E-posta Adresi ORCID Profili WoS Profili Scopus Profili YÖK Araştırmacı Profili Google Akademik Profili TR-Dizin Profili SOBİAD Profili

Araştırma projeleri

Organizasyon Birimleri

Organizasyon Birimi
Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Ana Bilim Dalı
İbn Haldun Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler yüksek lisans programı disiplinin ilgilendiği konular itibarıyla günümüzde ihtiyaç duyduğumuz uzmanları ve araştırmacıları yetiştirmeyi hedefler. Uluslararası sistemde meydana gelen çatışmalar, savaşlar, insani krizler ve daha özelde ise Türkiye’nin gerek içerideki güvenlik sorunları gerekse de çevre coğrafyamızda yaşanan savaşlar, siyasi istikrarsızlıklar ve göç gibi problemleri nedeniyle iyi yetişmiş Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler uzmanlarına ihtiyacı vardır.

Adı Soyadı

Burhanettin Duran

İlgi Alanları

Türk Dış Politikası, Türk İç Politikası, İslamcılık, Türk Siyasal Düşüncesi, Ortadoğu Siyaseti

Kurumdaki Durumu

Pasif Personel

Arama Sonuçları

Listeleniyor 1 - 6 / 6
  • Yayın
    Suudi Arabistan'da neler oluyor?
    (İbn Haldun Üniversitesi, 2017) Duran, Burhanettin; Köse, Talha; Duran, Burhanettin; Köse, Talha; İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü
    Veliaht Selman, Suudi Arabistan’ı büyük bir dönüşüme taşıma iddiasında. Ilımlı İslam söylemi de bu dönüşüm isteğinin bir yansıması. Her şeyden önce, sadece petrol gelirleri ile Suud ekonomisinin çöküşe gittiğinin farkında. 500 milyar dolarlık yatırım çekme hedefi ve 2030 vizyonu rantiye ekonomisi olmaktan çıkma çabası. Sert Vehhâbî anlayışı sebebiyle 11 Eylül 2001’den beri aşırıcılığı beslemekle suçlanan Suud, hem yatırımcı çekmek hem de kötü imajını düzeltmek arzusunda. Söylemin iç ihtiyaçlardan çok bölgesel karşılığı olduğu görüşündeyim. Ilımlı İslam söyleminin Suud-İran rekabetinde yeni bir ideolojik hazırlık olduğunu düşünüyorum. Bilindiği üzere, Suudİran rekabeti Vehhâbîlik ve Şiîci ideoloji arasındaki kutuplaşmaya dayanıyor. Başkan Trump, Obama’dan farklı olarak aşırıcılığın hem Sünnî hem de Şiî versiyonlarını tehlikeli buluyor. Veliaht Selman, ülkesindeki aşırıcılığı 1979 İslam Devrimi’ne verilen tepkiye bağlayarak İran’ı “her türlü aşırıcılığın destekçisi” olarak konumlandırıyor. Rekabet, mezhepçi kutuplaşma düzleminde devam ederse Şiî dayanışması İran lehine öne çıkar ve “Arap kardeşliği” gölgede kalır. Bu nedenle Selman’ın, ABD desteğiyle “Ilımlı İslam” soslu yeni bir Arap milliyetçiliğine hazırlık yaptığı söylenebilir.
  • Yayın
    Türkiye'nin NATO'daki duruşu
    (SET Vakfı İktisadi İşletmesi, 2022) Duran, Burhanettin; Duran, Burhanettin; Sezer, Ahmet; Takış, Ebrar; Atalay, Ayşenur; İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü
    Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın geçtiğimiz ay dış ve güvenlik politikası açısından yaptığı üç çıkış, başta NATO üyesi başkentler olmak üzere neredeyse tüm dünyanın dikkatini çekti. Önce İsveç ve Finlandiya'nın terörizmle mücadeledeki şartları yerine getirmedikleri için üyeliklerine sıcak bakmadıklarını açıkladı ve ikilinin NATO'ya katılım müzakerelerine başlaması için yaptıkları başvuruları veto etti. ABD Kongresindeki Türkiye karşıtı cümleleri sebebiyle "Artık benim için Miçotakis diye birisi yok" cümlesini kurdu. Daha sonra da "Güney sınırlarımız boyunca 30 kilometre derinliğinde güvenli bölgeler oluşturmak için başlattığımız çalışmaların eksik kalan kısımlarıyla ilgili yeni adımları da yakında atmaya başlıyoruz." açıklamasını yaptı. Her üç hamleyle Ankara'nın son üç çıkışının ne olduğu ve ne olmadığı iyi anlaşılmalı…
  • Yayın
    Ortadoğu'da devlet dışı silahlı aktörler
    (SETA Yayınları, 2018) Duran, Burhanettin; Duran, Burhanettin; Duran, Burhanettin; Yeşiltaş, Murat; İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü; İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü
    Ortadoğu’da Arap İsyanları sonrası sarsıcı bir dönüşüm yaşandı. Özgürlük, eşitlik ve adalet talepleriyle başlayan gösteriler Tunus dışında diğer bütün örneklerde akamete uğradı. Mısır’daki askeri darbe, Suriye krizinin derinleşmesi, Libya’daki çatışmaların yeniden başlaması ve Yemen’e yönelik Suudi Arabistan’ın askeri müdahalesi Ortadoğu’da var olan fay hatlarını derinleştirerek bölgedeki güvenlik krizini çok boyutlu hale getirdi. Bölge yeni bir güvensizlik dalgasıyla karşı karşıya kaldı. Terörizm hem nicelik hem de niteliksel olarak dönüşüm geçirdi ve bütün Ortadoğu coğrafyasını tehdit eden bir faktör haline geldi. Bugün Ortadoğu’da sınırların sorgulandığı, devlet egemenliğinin ciddi meydan okumalarla karşı karşıya bulunduğu, radikalleşme ve aşırıcı şiddetin yaygınlaştığı bir güvenlik iklimi hakim. Söz konusu güvenlik ikliminin oluşmasında en etkili unsurların başında şiddet temelli devlet dışı silahlı aktörlerin (DDSA) yaygınlaşması gelmektedir. Elinizdeki kitap DDSA olgusunun yeni Ortadoğu güvenlik mimarisi ve ikliminde oynadığı rollere odaklanmaktadır. Bu grupların doğaları, değişen rolleri ve bölgesel düzene yönelik ortaya çıkardıkları güvenlik risklerini ele almaktadır. Ayrıntılı ve çok yönlü analizleriyle kitapta yer alan makaleler DDSA’lar bağlamında egemenlik, jeopolitik, ideoloji, savaş, teknoloji, çatışma, terörizm, asimetrik savaş, düzensiz savaş ve şehir savaşı gibi olguların değişen karakterleri ve bunların bölge siyaseti üzerindeki etkilerine dair bulgular sunmaktadır.
  • Yayın
    Türkiye’nin deaş’la mücadelesinin kritik dönemeci: fırat kalkanı harekatı
    (SETA, 2017) Duran, Burhanettin; Ulutaş, Ufuk; Duran, Burhanettin; İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü
    Türkiye, Mart 2011’de Dera’da başlayan barışçıl gösterilerden itibaren değişen metot ve kapasitelerle Suriye’de etkin aktörler arasında yer almaktadır. Gösterilerin başlamasından sonraki yaklaşık ilk altı ay boyunca Suriye rejimini Beşar Esed aracılığıyla halkın birtakım reform taleplerini karşılamaya ikna etme çabası ortaya koyan Türkiye, bu çabaların sonuçsuz kalmasıyla muhalefete desteğini açıklamıştır. Ağustos 2011’den bugüne kadar da muhalefetin yanında durup Suriye rejiminin meşruiyetini kaybettiği iddiasını sürdürmüştür. Geçtiğimiz altı sene zarfında Suriye’de çatışmaların seyri, tabiatı, sıklığı ve boyutları değişkenlik göstermiştir.
  • Yayın
    Tarım ve Orman Bakanı Prof. Dr. Vahit Kirişci: Kuraklık ve savaşa karşı gerekli tedbirler alındı
    (SET Vakfı İktisadi İşletmesi, 2022) Duran, Burhanettin; Duran, Burhanettin; Sezer, Ahmet; Takış, Ebrar; Atalay, Ayşenur; İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü
    Dünya gündemi sık sık savaş ve hastalıklarla sarsılsa da gıda ve güvenliği, dünyanın her zaman ana gündemi. Türkiye'de de önce salgın ardından savaşla değişen dengeler sonrası market fiyatları her zamankinden daha çok dikkat çekiyor. Pandemi sonrası yorgun dünyanın, Rusya-Ukrayna Savaşı gölgesindeki yeni gıda mücadelesinin Türkiye penceresinden nasıl göründüğünü; yapılanların, yapılacakların ve yapılması gerekenlerin neler olduğunu yeni Tarım ve Orman Bakanımız Sayın Prof. Dr. Vahit Kirişci ile konuştuk. Rusya-Ukrayna Savaşı'nın dünya gıda tüketimine yansımaları sıklıkla konuşuluyor. Bu çerçevede Türkiye'de arz açığı ya da stratejik ürünlerin üretiminde bir problem var mı? Mesela önümüzdeki sene ayçiçeği yağında yine Rusya ve Ukrayna'ya mı bağlı kalacağız, yoksa tedbirler alındı mı? Aslında aynı soruyu buğday ithalatı için de sormak isterim. Malumunuz olduğu üzere Şubat sonu itibariyle Rusya'nın Ukrayna'ya müdahalesi ile başlayan kriz Karadeniz taşımacılığını bir süre sekteye uğratmış, tarımsal ürün ticaretinde aksamalar meydana gelmiştir. Ancak halihazırda Rusya, Karadeniz limanlarından ihracata devam etmektedir…
  • Yayın
    Arap isyanlarında on yılın muhasebesi ve Türkiye’nin yeri
    (SETA, 2021) Duran, Burhanettin; Duran, Burhanettin; İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü
    Tunuslu seyyar satıcı Muhammed Buazizi’nin Aralık 2010’da kendini yakmasıyla başlayan kitlesel protestoların üzerinden on yıl geçti. Yasemin Devrimi ile başlayan dalga Mısır’da Tahrir Devrimi ile siyasi bir kasırgaya dönerek bu iki ülkenin yanı sıra Libya ve Yemen’de otoriter liderlerin sonunu getirmiştir. Kuveyt ve Ürdün’de hükümetler değişirken Umman, Suudi Arabistan ve Fas yönetimleri reform yaparak protestocuları teskin etmiştir. Bahreyn’deki isyanlar Suudi Arabistan’ın doğrudan askeri müdahalesi ile bastırılırken Suriye’de Esed rejimi İran ve Rusya’nın desteğiyle ayakta kalmıştır. Birkaç ay içerisinde 1940’larda ortaya çıkan post-kolonyal rejimlerin oluşturduğu bölgesel düzen büyük bir kırılma yaşamıştır. Tunus’ta Zeynelabidin bin Ali ve Mısır’da Hüsnü Mübarek protestolardan bir ay sonra iktidarı terk etmek zorunda kalmıştır. Yemen’de Cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih bir yıl dirense de yerini yardımcısı Abdurabbu Mansur Hadi’ye bırakmıştır. Libya’da Muammer Kaddafi ise önce uluslararası bir askeri müdahale ile iktidarını ve sonra muhaliflerin eline geçince de hayatını kaybetmiştir...