Medeniyetler İttifakı Enstitüsü Diğer Yayınlar Koleksiyonu

Bu koleksiyon için kalıcı URI

Güncel Gönderiler

Listeleniyor 1 - 20 / 67
  • Yayın
    II. Meşrutiyet Dönemi Türk düşüncesinde Doğu ve Batı algısı: İctihâd ve Sırât-ı Müstakim dergileri örneği
    (İbn Haldun Üniversitesi Yayınları, 2021) Işık, Vahdettin; Tali, Savaş Cihangir; Medeniyetler İttifakı Enstitüsü, Medeniyet Araştırmaları Ana Bilim Dalı
    Elinizdeki bu çalışmanın konusu II. Meşrutiyet dönemi Türk düşüncesinde Doğu ve Batı algısı olup temel sorusu ise “İctihâd ve Sırât-ı Müstakîm dergileri etrafında kümelenen fikir muhitlerinin ben ve muhatab algıları neden ve nasıl değişti” şeklinde belirlenmiştir. Bu bağlamda II. Meşrutiyet Dönemi Türk düşüncesini ve siyasetini şekillendirmede önemli bir yer işgal eden Batıcı ve İslâmî Yenilenmeci akımların ‘kendi’ni ve ‘başka’sını nasıl tanımladıklarını açıklığa kavuşturmaya çalıştık. Doğu-Batı kavramlarının Türk düşünce dünyasında nasıl ve niçin kullanıldığının bağlamını vermek için çalışmamızın birinci bölümünde II. Maşrutiyet dönemi Türk düşücesinin genel çerçevesini çizdik. İkinci ve üçüncü bölümleri ise doğrudan İctihâd ve Sırât-ı Müstakîm dergilerinin Doğu ve Batı algılarını tespit etmeye ayırdık. Dördüncü bölümünde de sözü geçen dergilerin yaklaşımlarını, farklı bakışlar altında düzenlediğimiz tablolar halinde vererek karşılaştırmalı bir değerlendirme imkanı sunmak istedik.
  • Yayın
    Contemporary scholarship on classical Islamic psychology a scoping review
    (Michigan Publishing, 2024) Elzamzamy, Khalid; Bader, Rasha K.; Bircan, Fikriye Bilge
    The Islamic classical scholarly tradition is replete with literature on a wide range of psychological themes. In recent decades, there has been a surge in the study and re-evaluation of this classical literature considering modern psychology. The purpose of this review is to typologize and examine the prevalent themes and approaches in this contemporary body of scholarship engaging with classical Islamic psychological literature, and to highlight gaps and limitations. This literature review utilized a flexible search strategy through various national and regional databases using a wide range of keywords. The study included a total of 132 works in three languages: Arabic, English, and Turkish. The identified works were screened for inclusion based on their relevance to psychology and their focus on classical Islamic works. These works were organized according to a thematic typology developed by the authors into three categories: broad overviews, theory-oriented works, and application-oriented works. The review indicated a significant diversified interest in classical literature in relation to modern approaches to psychology. However, contemporary scholarship included a notable “championing” attitude towards classical literature with less prevalence of empirical explorations and practical applications. Certain classical scholars and treatises received significantly more attention than others in recent decades. The paper concludes by offering future directions for research in this domain.
  • Yayın
    Ibn Khaldūn and John Searle: The construction of the social world through reason and language
    (Beytülhikme Felsefe Çevresi, 2024) Özalkan, Seda
    This article undertakes a comparative examination of the social ontologies, or theories of civilization, proposed by John Searle and Ibn Khaldun. It suggests that a careful juxtaposition of Searle and Ibn Khaldun's social ontologies yields complementary perspectives on the emergence and nature of social reality. They both delineate a distinction between two categories of entities: humanindependent and human-dependent. The former makes up the natural world, while the latter constitutes the social world. Both scholars attempt to understand the second category of entities, which Searle refers to as human civilization and Ibn Khaldun calls ʿumrān. Although Searle and Ibn Khaldun share a common understanding regarding the importance of human activity in shaping social reality, their perspectives diverge when it comes to elucidating the mechanisms behind this phenomenon. Does the social world arise primarily from cognitive processes, or is it predominantly a consequence of linguistic expressions and speech acts? Searle asserts that language forms the basis of social reality, whereas Ibn Khaldun puts forth a social ontology based on reason. While Ibn Khaldun's social ontology explains the construction of tangible social entities such as buildings, Searle's theory can explain how is it that a mere physical structure transforms into an epistemologically objective fact—a university. Ultimately, this paper suggests that viewing the social world through the lenses of these two theories provides an intriguing and holistic perspective. This article suggests that the juxtaposition of these two ontological frameworks enriches our comprehension of the processes that give rise to the ontological-physical and epistemologicalinstitutional dimensions of social entities.
  • Yayın
    Yunus Emre’s grammar of the self
    (Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi, 2023) Conte, Francesco; Medeniyetler İttifakı Enstitüsü, Medeniyet Araştırmaları Ana Bilim Dalı
    In this paper, I would like to take into account some of the main elements that in my opinion forge Yunus Emre’s form of life and that are directly reflected in his Divan, one of the most important works of Turkish poetry written during the XIII and XIV centuries. Although we have little information about Yunus Emre’s life, we know for sure that he was a dervish, a person who followed the path of Sufism. I will investigate to what extent Yunus Emre’s Divan relates to his spiritual journey experiences. What can we understand about his life by reading his poetry? Did he write to witness his innermost experiences? Did he write to understand his journey toward the Ineffable Absolute (Hakk)? What is the relationship between his way of walking along the spiritual path and his conception of language?
  • Yayın
    Osmanlı’da ilm-i tarih
    (İSAR Yayınları, 2023) Asil, Ercüment; Atçıl, Zahit; Asil, Ercüment; Atabaş, Cemal; Medeniyetler İttifakı Enstitüsü, Medeniyet Araştırmaları Ana Bilim Dalı
    Geçmişi ortaya çıkarmak ve kaydetmek için insanoğlu neden çabalamıştır? Geçmişin peşine düşmekle neyi arar, neye ulaşmayı ümit eder? Geçmişin bilgisini kim nasıl derlemiş ve kime, nasıl ulaştırmaya çalışmıştır? Bugün modern tarihçilere yöneltebileceğimiz tüm bu soruları tarihin her devrindeki tarihçilere de yöneltebiliriz. Acaba Osmanlı müverrihleri kimlerdi, tarihi üretip kaydederken meseleleri ne idi, eserlerinin özellikleri nelerdi? Kısaca, Osmanlı döneminde ilm-i tarih nasıl icra ediliyordu? Bu sorulara cevap aramak maksadıyla İstanbul Araştırma ve Eğitim Merkezi (İŞAR) bünyesinde 16-17 Aralık 2022 tarihlerinde “Osmanlı’da İlm-i Tarih Sempozyumunu gerçekleştirdik. Bu sempozyum, “Osmanlı’da İlimler” ana başlığı altında benzer minvalde gerçekleştirilen sempozyumların sekizincisidir. Elinizdeki kitap, bu sempozyumda tebliğ sunan araştırmacıların daha önce yayımlanmamış özgün araştırmalarını bir araya getiriyor. Osmanlı’da İlimler Dizisi kapsamında yayımlanan önceki kitaplarda her ilim (kelam, fıkıh, tasavvuf, tefsir, hadis, Arapça dil bilimleri, mantık-münazara) kendi veçhesinden dönemin ilim adamlarını, eserlerini ve İlmî meselelerini bugünün bakış açısı ile tekrar ele almaya çalışmıştı. Benzer bir şekilde, elinizdeki eser de Osmanlı döneminde yaşayan tarihçileri, yazdıkları tarih metinlerini ve tarihyazımı usullerini gündeme getirmek, tartışmak ve bugünün bakış açısı ile yeniden yorumlamayı hedeflemiştir...
  • Yayın
    Assessing coherence and fidelity: Credibility of COVID-19 narratives
    (John Benjamins Publishing Company, 2024) Üzelgün, Mehmet Ali; Turner, Hossein; Oruç, Rahmi; Şahin, Goncagül; İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi, Karşılaştırmalı Edebiyat Bölümü; Medeniyetler İttifakı Enstitüsü, Medeniyet Araştırmaları Ana Bilim Dalı
    Non-fictional narratives have an open-ended character that projects roles and values to those who participate in them. Narrative participation, in turn, entails narrative assessment and identification processes, through which adherence to values and positions may fail or be achieved. In the analysis of interviews with university students across Turkey, we draw on Fisher's narrative paradigm to focus on how our participants carry out assessments of narrative credibility. To elucidate narrative coherence and fidelity, we take inspiration from an argumentative-rhetorical perspective, and focus specifically on the relationship among the criteria identified in the literature on narrative assessment. Our study of interviewee evaluations of COVID-19 narratives confirms the use of the coherence criteria, calls into question the fidelity criteria, and highlights the relevance of identification as a basic process for fidelity assessments. We conclude by discussing our limitations and directions for further research.
  • Yayın
    A processual approach to political violence phenomenon in Somalia: An assessment of the political opportunities and threats
    (Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi, 2023) Alegöz, Halil İbrahim; Medeniyetler İttifakı Enstitüsü, Medeniyet Araştırmaları Ana Bilim Dalı
    This study investigates the political violence phenomenon in Somalia from 2001 to 2004. We assert that political violence emerges as one of the potential outcomes on the part of an organization in a political struggle. It unfolds in a complex, multifaceted, and contentious political setting. The political struggle may occur within the five confrontational political milieu areas. In this article, however, we limit the scope of our analysis to examine the social and political interactions between national political elites and Islamic courts. We aim to assess whether these political interactions have led to a potentially violent outcome. This article is situated within the theoretical framework of the Contentious Politics Paradigm, initially formulated by Charles Tilly et al. and subsequently refined by Eitan Alimi et al. as a relational radicalization framework.
  • Yayın
    Key approaches in radicalization research: A literature review
    (İbn Haldun Üniversitesi, 2024) Alegöz, Halil İbrahim; Medeniyetler İttifakı Enstitüsü, Medeniyet Araştırmaları Ana Bilim Dalı
    Radicalization has garnered substantial attention in globalsecurity studiesand intellectual circles following the dissolutionof the Cold War political structure. The concept gained global recognitionfollowing the terror attacks on September 11, 2001, as well as in European cities such as Madrid in 2004 and London in 2005. Thisanalytical paradigm has become widely recognized in the profession of interpreting political violence occurrences, especially in scholarly investigations on jihadist terrorism and the participation of Western "foreign fighters" in Syria and Iraq. The social sciences haveincreasingly focused on radicalization, particularly in relation to homegrownviolent extremists. This discussion aims to understand the intricate processes by which seemingly ordinary individuals are drawn toward adopting terrorism. In this context, our studyprovides the practical foundationsof the concept of radicalization within the broader frameworkof international security architecture and focuses on the key perspectives being discussedin the existingbody of literature on radicalization.
  • Yayın
    Rethinking Islamism in Turkey: Beyond conservative or modernist rejectionism
    (Routledge, 2022) Işık, Vahdettin; Sunar, Lütfi; Medeniyetler İttifakı Enstitüsü, Medeniyet Araştırmaları Ana Bilim Dalı
    The fact that the 19th century resulted in the removal of Muslims as a global locus of power is widely known. As a result of the efforts that occurred in the wake of making sense of this new situation, various currents of thought emerged. Some took a negative attitude toward renewal efforts based on the attitude of preserving what had already existed in response to modernization. Others proposed completely replacing what had existed. A third approach evaluated the issue not in terms of the new or the old, but in terms of the nature of the new and the old – and whether it responded to what was needed. Those who adopted the last approach regarded a continuation of the old as it had been to be impossible, believing change to be necessary, but did not reject what was traditional. They saw that adopting the new without questioning its nature would contradict Islamic principles as well as historical-social reality. The order formed by those who adopted this approach can be called the Islamic Renewal Movement. In other words, unlike conservative rejectionism and modernist rejectionism, the proposed interpretation of the Islamic Renewal Movement was based on protecting what needed protection and renewing what needed renewal. This approach sought to both remain as itself and also respond to the contemporary challenges through this choice. These three approaches can be said to still continue to shape Turkey’s political thoughts and tendencies...
  • Yayın
    Discourses on salt and iron: A study on the state monopoly in China
    (İbn Haldun Üniversitesi, 2023) Tanrıkut, Mevlan; Medeniyetler İttifakı Enstitüsü, Medeniyet Araştırmaları Ana Bilim Dalı
    The Reign of Xi Jinping has been characterized as assertive, unapologetic, and autocratic both at home and abroad(So, 2019). His strict control over Chinese companies and cracking down on private high-tech companies have become debated. If we look back economic system of the Chinese Communist Party, we will find that state control of the economy has been the primary trend. One might ask, what are the reasons for the Chinese Communist Party, particularly Xi Jinping’s sensitiveness to private business, and where has the idea of state monopoly over the private sector originated? By highlighting the importance of the historical approach, rather than a progressive one, for analyzing the statecraft in contemporary China methodologically, the present paper tries to address this question by examiningthe Discourses on Salt and Iron, a famous classic piece recorded by Huan Kuan of the Han Dynasty (202 BC –220 AD) and its legacy in successive governments. The first part of the paper focuses on the historical background of the Chinese state monopoly, which aims to show the historical event that led to the implementation of monopolistic economic policies and supportive rational arguments for its continuation. The second part sheds light on the continuation of this policy and illustrates howand why this policy is still alive today. By pondering above all, this study argues that China’s main concern in the economy is maintaining the power gap between the authority and private merchants, which is the legacy of traditional Chinese statecraft.
  • Yayın
    A simple approach to overcoming Euro-specific feudalism
    (İbn Haldun Üniversitesi, 2023) Eshete, Ibrahim Mulushewa; Medeniyetler İttifakı Enstitüsü, Medeniyet Araştırmaları Ana Bilim Dalı
    In debates over the nature of the Ottoman social formation, most 20thcentury Turkish historians have tended to argue that it was “not feudal.” I argue that this is mostly because of the extent to which they have unconsciously imported and internalized Eurocentrism. In particular, it is because they have been using a Euro-specific notion or definition of feudalism as their yardstick. Also involved is a methodological, indeed philosophical failure to differentiate between genus and species, between the specific and the general. What is common to most agrarian states and societies in pre-modernity is the existence of a fief-system. But once a royal power-center resorts to fief-distribution, different power configurations can result. It is this revisionist approach to taxonomy that is proposed in this article, derived from my recently completed PhD thesis on civilizations’ common structures.
  • Yayın
    Akıntıya karşı kürek çekmek: Said Halim Paşa’nın siyaset düşüncesi
    (Kadim Yayınları, 2022) Acerbaş, Furkan
    İstikrarlı zamanlardan ziyade mevcut düzen ve yapıların sarsıldığı veya yıkıldığı istikrarsız kriz dönemleri, siyaset düşünürlerini problemler üzerine kafa yormaya sevk eder. Bir Osmanlı devlet adamı ve düşünürü olarak Said Halim Paşa da eserlerini Osmanlı Devleti’nin çözülüş döneminde yazmıştır. Müellif, bu çalışmada merkeze aldığımız İslam’da Teşkilât-ı Siyâsiye metinini Osmanlı Devleti’nin yenik çıktığı ve kendisinin de sadrazamlık yaptığı I. Dünya Savaşı sonrasında Malta’da sürgündeyken yazmıştır. Ayrıca siyasal bilimler tahsil etmiş bir devlet adamı olarak siyaset sahnesinde edindiği tecrübe de fikirlerinin teşekkül etmesinde önemli bir rol oynamıştır. Tüm bunlar gözetildiğinde, Paşa’nın siyaset düşüncesini incelemenin önemi ortaya çıkmaktadır. Siyasetin ana kavramlarından biri olan meşruiyet devletin varlığını izah ettiğinden, onun siyaset düşüncesini anlamak için meşruiyet kavramına odaklanmak isabetli olacaktır. Dolayısıyla onun düşüncesinde öncelikle siyasetin meşru zeminini sorguluyoruz. Ardından, Tanzimat sonrasında Osmanlı siyaset düşüncesine giren özgürlük, eşitlik ve parlamento gibi Batılı kavram ve kurumları ele alıyoruz. Bu incelemeyi yaparken hem modern Batı, hem İslam, hem de Osmanlı siyaset perspektiflerinden faydalanıyoruz. Böylece bir yandan Said Halim Paşa’nın düşüncesinin özgün yanlarını keşfederken diğer yandan onun modern ve İslam siyaset perspektifleri içerisinde nerede durduğunu görmeye çalışıyoruz. Nihayetinde, modern siyaset düşüncesinin tersi bir yönde kürek çektiği sonucuna varıyoruz.
  • Yayın
    Was Said Halim Pasha's Islamic state possible? Reading les institutions politiques through Hallaq's impossible state
    (Kadim Yayınları, 2022) Simpkins, Thomas D.
    The necessity of reforms became more evident with every domain and war the Ottoman Empire lost to a new monster, the leviathan as Thomas Hob-bes famously called the modern state. Ever since the question of Islam and the state has been one of the pressing questions for Muslims the Ummah over. While the call for an “Islamic state” is often solely thought of in relati-on to Islamists such as Sayyid Qutb and Abul-Ala Al-Maududi, it in fact has earlier roots in the late Ottoman Empire. While in exile from the aftermath of World War I, but before the establishment of secular nation-states in the former Ottoman domains, Said Halim Pasha, a former grand vizier of the Ottoman Empire and Islamist intellectual, wrote an essay outlining his visi-on of an Islamic state entitled Les institutions politiques dans la société musulmane (The Political Institutions of Muslim Society). Exactly a century later, Wael Hallaq would declare in his Impossible State the impossibility of reconciling…
  • Yayın
    Temel kavramlar ve düşünceler
    (İLEM Yayınları, 2021) Işık, Vahdettin; Işık, Vahdettin
    1950’de iktidarı devralan Demokrat Parti (DP), dinî pratiklere alan açma konusunda CHP’ye nispetle daha açık bir tutum sergilemişti. Bu siyasetin yansıması olarak, 1950 seçimlerini DP’nin kazanmasıyla birlikte resmî rahatlama teşebbüsleri içinde dinî hayat yeniden canlanmaya başlamıştı. Bu canlanmayı çıkan dergi sayısı ve dergilerin gündem çeşitliliği açık bir şekilde yansıtıyor. Dergilerin künye bilgilerinden de anlaşılacağı üzere 1940’ların sonunda dergi yayın hayatında hızlı bir hareketlilik başlamıştır. Dergilerin isimleri daha çok dinî referanslara göndermeler yaparken, dergi isimlerinin altlarındaki tanıtım metinleri büyük oranda; “dinî”, “ahlaki”, “ilmi”, “edebi” gibi kelimeler ile ifade edilmiştir. Bu durum aslında bir anlamda belirli bir tedirginliği de göstermektedir ve yeni konjonktürde dikkatli yol alma çabası olarak da okunabilir...
  • Yayın
    Osmanlı'nın yeniden yapılanması sürecinde aydınların tutumu
    (Ekin Yayınevi, 2021) Işık, Vahdettin; Işık, Vahdettin
    Aydının toplum hayatındaki yeri ve değişim sürecindeki rolü yaklaşık 150 yıldır bizim düşünce dünyamızda konuşuluyor. Benzer şekilde sosyal bilimler literatüründe de aydın önemli bir yer işgal ediyor ve modernleşme süreci olarak kavramlaştırılan değişimin ana öznelerinden biri olarak ele almıyor. Özellikle Osmanlı-Türkiye modernleşmesi olarak kavramlaştırılan süreçte aydınların rolü ve teklifleri hakkında yapılacak müzakerelerde bunu daha açık bir şekilde görebiliriz. Bu hususta yapılan değerlendirmelerin bir kutbunu Müslümanların temel kabullerini ve tarihî tecrübesini “yeni” olanı içselleştirmenin enstrümanı yapmaktan endişe duyanlar, diğer kutbunu ise sorunların sadece “dışarı ”dan gelen saldırılarla izah edilmesini bir nakısa olarak gören ve “iç” bünyede bir tamir imkânı oluşturmak için “yeni/enme”nin gerekliliğini vurgulayanlar oluşturuyor. Biz kendi değerlendirmemizi yaparken, bu iki kutbun hassasiyetini mutlaka çatıştırmak gerekmediğinin farkında olan ihtiyatlı ve itidalli bir yol benimseyeceğiz…
  • Yayın
    Muhafazakâr Düşünce'den
    (Kadim Yayınları, 2022) Işık, Vahdettin; Işık, Vahdettin; Medeniyetler İttifakı Enstitüsü, Medeniyet Araştırmaları Ana Bilim Dalı
    On dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısından yirminci yüz-yılın ikinci çeyreğine kadar olan süreçte Müslümanların hayatında köklü değişiklikler yaşandı. Bu değişim süreci Avrupalı devletlerin öncülük ettiği pek çok yıkımla sonuçlanmıştı. Yıkımdan en fazla etkilenen insanlar içinde Müslümanların özel bir yer işgal ettiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Nitekim dünyanın gidişatında etkin bir odak olarak rol oynamış bir medeniyetin çocukları çok yönlü bir meydan okumayla karşı karşıyaydılar. Meydan okumanın en somut hali ise yaşanan işgallerdi. Kuşkusuz işgal süreci sadece bir toprak kaybı olarak görülemez. Nitekim göçlerin eşlik ettiği sorunlar başta olmak üzere yaşanan her türden istikrarsızlık insanî, idarî ve iktisad sorunlara yol açmaktaydı. Ve nüfusunun büyük bölümü işgale maruz kalan Osmanlı Müslümanları bu sorunun en yakın ve doğrudan muhatabıydı…
  • Yayın
    Hasan el-Turabi (ö. 2019): Sudanlı İslamî hareket lideri ve siyaset adamı
    (İlmi Etüdler Derneği, 2017) Işık, Vahdettin; Medeniyetler İttifakı Enstitüsü, Medeniyet Araştırmaları Ana Bilim Dalı
    Hasan el Turabi 1 Şubat 1932'de doğdu. Çocukluk yıllarından itibaren İslâmî bir tedrisattan geçti. Önce bir tasavvuf tarikatının şeyhi olan babasının öğrencisi oldu. Birkaç kıraati da ihtiva etmek üzere küçük yaşında Kur'ân-ı Kerîm'i ezberledi. Yine babasından genç yaşında Arap dili ve edebiyatı ile İslâmî ilimleri öğrendi. Üniversite okumak için Hartum'a gitti ve Hukuk Fakültesi’ni okudu. Aynı yıllarda siyasi faaliyetlere başladı. Üniversite yıllarında Müslüman Kardeşler'e katıldı. 1957 yılında İngiltere’de yüksek lisansını, 1964 yılında da Sorbon'da doktorasını tamamladı. İngilizce, Fransızca ve Almanca öğrendi. Doktorasını yaptıktan sonra Sudan'a döndü. Islamic Charter Front (ICF) ismiyle bilinen ve Müslüman Kardeşlerin uzantısı olan yapıda faaliyetlerini sürdürdü. 60'h yılların başında hareketin lider kadrosu içeri- sinde yer aldı. O yıllarda hızla gelişen ICF hareketi, ülkedeki sufî karakterli Ensar ve Hatemiyye hareketleri ile birlikte İslâmî bir anayasa taslağı hazırlama çabalarına girişti…
  • Yayın
    Said Halim Paşa (ö. 1921): Osmanlı devlet ve düşünce adamı
    (İlmi Etüdler Derneği, 2017) Işık, Vahdettin; Medeniyetler İttifakı Enstitüsü, Medeniyet Araştırmaları Ana Bilim Dalı
    19 Şubat 1864'de Kahire'de dünyaya geldi. Mısır valisi Kavalalı Mehmed Ali Paşa'nın torunudur. Babası Şûra- yı Devlet (Danıştay) üyesi Prens Halim Paşa, annesi Şevk-i Cedid Hanım'dır. Prens Halim Paşa'nın en büyük oğludur. Dedeleri Konya'dan Kavala'ya yerleştirilmiş olan bir Türk ailesidir. Ailesi ile birlikte 1870'de İstanbul'da yerleşen Said Halim, ilköğrenimini özel hocalardan aldı. Küçük yaşta Arapça, Farsça, Fransızca ve İngilizce öğrendi. Yüksek tahsilini yapmak üzere İsviçre'ye gitti. İsviçre'de beş yıl kalarak siyaset bilimi alanında üniversite öğrenimini tamamladı. İstanbul'a döndüğünde II. Abdülhamid tarafından kendisine sivil paşalık rütbesi verilerek 21 Mayıs 1888'de ilk görevi olan Şûrâyı Devlet üyeliğine atandı. 1895'te amcası Mısır valisi Said Paşa'nın kızı Prenses Emine Tosun ile evlendi. Bu evlilikten Prens Muhammed Halim ve Prens Ömer İbrahim Halim) adlarında iki oğlu oldu. Başarısından dolayı kısa zamanda Rumeli beylerbeyliği payesine yükseltildi (22 Eylül 1900). Ancak onu çekemeyenler, kendi adıyla anılan yalısında yasal olmayan şeyler bulundurduğunu iddia ederek jurnal ettiler. Bu olaydan sonra Yeniköy'deki yalısına çekildi...
  • Yayın
    Mehmed Akif Ersoy (ö. 1936): İstiklal Marşı'nın yazarı, şair, düşünce ve mücadele adamı
    (İlmi Etüdler Derneği, 2017) Işık, Vahdettin; Macit, Abdulkadir; Medeniyetler İttifakı Enstitüsü, Medeniyet Araştırmaları Ana Bilim Dalı
    20 Aralık 1873'te İstanbul'da, Fatih ilçesi Sarıgüzel mahallesinde dünyaya geldi. Annesi Buhara'dan Anadolu'ya gelmiş bir ailenin kızı olan Emine Şerif Hanım; babası ise Kosova'nın ipek kasabasına bağlı Suşişa doğumlu olan Mehmet 1289 Tahir Efendidir. Babası okumak için İstanbul'a gelir ve bir daha dönmez. Fatih medreselerinde müderrislik yapar. Akif ilköğrenimine Fatih’te Emir Buhari Mahalle Mektebi'nde başladı, iki yıl sonra iptidai (ilkokul) bölümüne geçti ve babasından Arapça öğrenmeye başladı. Ortaöğrenimine Fatih Merkez Rüştiyesi'nde başladı (1882). Aynı zamanda Fatih Camii'nde Farsça derslerini takip etti...
  • Yayın
    Said Halim Paşa: Geleneğin muhafızı, değişimin faili
    (Kadim Yayınları, 2022) Işık, Vahdettin; Şahbaz, Yunus; Medeniyetler İttifakı Enstitüsü, Medeniyet Araştırmaları Ana Bilim Dalı
    On dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısından yirminci yüzyılın ikinci çeyreğine kadar olan süreçte Müslümanların hayatında köklü değişiklikler yaşandı. Bu değişim süreci Avrupai; devlet- lerin öncülük ettiği pek çok yıkımla sonuçlanmıştı. Yıkımdan en fazla etkilenen insanlar içinde Müslümanların özel bir yer işgal ettiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Nitekim dünyanın gidişatında etkin bir odak olarak rol oynamış bir medeniyetin çocukları çok yönlü bir meydan okumayla karşı karşıyaydılar. Meydan okuma- nın en somut hali ise yaşanan işgallerdi. Kuşkusuz işgal süreci sadece bir toprak kaybı olarak görüle- mez. Nitekim göçlerin eşlik ettiği sorunlar başta olmak üzere yaşanan her türden istikrarsızlık İnsanî, İdarî ve iktisad sorun- lara yol açmaktaydı. Ve nüfusunun büyük bölümü işgale maruz kalan Osmanlı Müslümanları bu sorunun en yakın ve doğrudan muhatabıydı...