İHÜ Araştırma ve Akademik Performans Sistemi


DSpace@İHÜ, İbn Haldun Üniversitesi’nin bilimsel araştırma ve akademik performansını izleme, analiz etme ve raporlama süreçlerini tek çatı altında buluşturan bütünleşik bilgi sistemidir.





 

Güncel Gönderiler

Yayın
Türkiye’de dijital kadın platformları ve tefsir
(Fecr Yayın, 2026) Tekin, Akile; Kahveci, İhsan; Başak, Mehmet Ali; İslami İlimler Fakültesi
Kur’ân-ı Kerîm’i öğrenme ve anlama gayesi, vahyin nüzulünden itibaren tüm Müslümanların hayatını şekillendiren esaslardan biri olmuştur. Lafzı ve manasıyla Kur’ân-ı Kerîm, İslam tarihinde tüm ilimlerin menbaı, mercii ve maksadı olarak görülmüş, ilimlerin merkezinde konumlandırılmıştır. Hz. Peygamber’in (s.a.v.) “İlim talebi erkek ve kadın tüm Müslümanlara farzdır”1 hadisinin teşvikiyle ilmin kadın ve erkek tüm Müslümanların yaşam biçimi hâline gelmesi, vahiy merkezli bir ilim anlayışının temelini oluşturmuştur. Türkiye’de ve tüm dünyadaki dijital mecralarda Kur’ân-ı Kerîm’in lafzı ve manasıyla konu edilmekte oluşu, işbu vahiy merkezli ilim anlayışının doğal bir sonucudur. Ancak uluslararası iletişim ve bilginin en hızlı, en ulaşılabilir ve en kontrol edilemez olduğu bir çağda gerçekleşen bu anlama ve anlatma faaliyetini teknik anlamda “tefsir” ilmi kapsamında değerlendirmek çoğunlukla kolay ve mümkün değildir. Kur’ân-ı Kerîm’in mana yönünden konu edildiği dijital mecraların birbirinden çok farklı oluşu da bu faaliyetin “tefsir” sayılıp sayılmayacağının tespitini zorlaştıran etkenlerdendir. İnsanın etkin olduğu her alanda kaçınılmaz bir olgu olarak ortaya çıkan sübjektivite sorunu, bu mecralardaki anlama ameliyesinin amaç, yöntem, sınır ve sonuçları bakımından da kendini göstermektedir...
Yayın
Dijitalleşen dünyada dinî iletişim: Sosyal medya kullanımına dair fetva kurullarının yaklaşımları ve sorumluluk anlayışı
(Fecr Yayın, 2026) Umaç, Emine; Erkoç Baydar, Tuba; Başak, Mehmet Ali; İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi, Felsefe Bölümü
Teknolojik gelişmeler ve dijitalleşme süreci, iletişim biçimlerinde köklü dönüşümlere yol açmış; mekân ve zaman sınırlılıklarını büyük ölçüde ortadan kaldırarak bireyler ve toplumlar arasındaki etkileşimi yeni bir boyuta taşımıştır. Bu dönüşüm, yalnızca gündelik hayatı değil, aynı zamanda dinin kamusal alandaki görünürlüğünü, aktarım biçimlerini ve dinî otoritelerin topluma hitap yöntemlerini de doğrudan etkilemiştir. Özellikle sosyal medya platformları, geniş kullanıcı ağı ve hızlı etkileşim imkânı sayesinde dinî bilginin dolaşıma girdiği en etkili mecralardan biri hâline gelmiştir...
Yayın
Dijitalleşen diyanet: Hibrit dinî sosyalizasyon ve otorite
(Fecr Yayın, 2026) Durmuş, Necmiye; Başak, Mehmet Ali; Başak, Mehmet Ali; İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi, Felsefe Bölümü
Bireylerin toplumun üyesi hâline gelmesi, içinde bulunulan toplumun benimsediği norm, gelenek, görenek, ahlaki ve dinî kuralların içselleştirilmesiyle mümkün olmaktadır. Sosyalizasyon olarak ifade edilen bu süreç, bireylerin sosyal çevreleriyle kurdukları etkileşimler aracılığıyla ilerlemektedir.1 Bu süreçle birlikte çeşitli sosyal davranış kalıpları özümsenir ve bu edim bireyin yaşamı boyunca devam eder.2 Böylece, birey ve içinde yaşadığı toplum bütünleşir ve topluma uyum sağlamış olur.3 Bu bütünleşme ve uyum aşamaları çeşitli gruplara ayrılabilmektedir. Bunlardan biri nesnel ve öznel sosyalizasyondur. Nesnel bakış açısıyla sosyalizasyon, “toplumun kültürünün bir kuşaktan diğerine geçirildiği ve bireyin, örgütlenmiş sosyal yaşamın kabul edilmiş ve onaylanmış yollarına uyarlandığı bir süreçtir.” Öznel açıdan sosyalizasyon ise “bireyin çevresindeki kişilere uyarlanması sırasında bireyde cereyan eden bir öğrenme sürecidir.”4 Diğer bir ayrım ise aslî ya da birincil ve talî ya da ikincil sosyalizasyondur. Birincil sosyalizasyon, “bireyin çocukluk döneminde başından geçen ve onu toplumun bir üyesi haline getiren ilk sosyalizasyondur.” İkincil sosyalizasyon ise, hâlihazırda “sosyalleşmiş olan bireyi kendi toplumunun nesnel dünyasındaki yeni kısımlara” dâhil eden bir sonraki süreçtir...
Yayın
Giriş: Dijital dünyada Müslüman olmak
(Fecr Yayın, 2026) Başak, Mehmet Ali; Başak, Mehmet Ali; İslami İlimler Fakültesi
21. yüzyılın başlarından itibaren günlük hayatın merkezine yerleşen internet ve dijital teknolojiler, insan varoluşunun neredeyse her yönünü yeniden şekillendirmiştir. Bu dönüşüm, dijital teknolojilerin sürekli gelişimine paralel olarak yeni biçimler kazanmakta ve bireysel kullanım pratiklerine doğrudan yansımaktadır. Dijitalleşme süreci, bireylerin din ve dinî bilgi ile kurdukları ilişkilere de sirayet etmiş; bu durum, söz konusu alanda yapılan akademik çalışmalarda belirgin bir artışı beraberinde getirmiştir. Dijital olan ile dinî olan arasındaki temel dinamikleri ve bu iki alanın karşılıklı etkileşimini merkeze alan çalışmalar, söz konusu ilişkiselliği betimlemeye yönelik farklı nosyonların geliştirilmesine imkân tanımıştır.1 Bu bağlamda, yaşanan dinî pratiğin dijital kültürle kesişmesi sonucunda ortaya çıkan melez ve akışkan bir bağlamı niteleyen “dijital din” kavramsallaştırması, din sosyolojisi literatüründe bu alandaki temel yaklaşımlardan biri olarak öne çıkmaktadır.2 Dijital din, dinî toplulukların teknolojiyi çevrimdışı hizmetlerini genişletmek amacıyla kullanma biçimlerine vurgu yaparken, aynı zamanda internetin maneviyatı yeniden tahayyül etmeye imkân tanıyan yeni bir sosyal manzara sunduğuna da işaret etmektedir. Bu bütünleşme süreci, dijital pratikler ile kültürel bağlamların birbirinden ayrılmaz biçimde iç içe geçtiği, “harmanlanmış” bir dinî alanın ortaya çıkışını betimlemektedir.3 Dijital dinin dijitalleşmeye yaptığı vurguyla benzer bir bağlamda ele alınan ve “dinin medyatikleşmesi” olarak kavramsallaştırılan süreçte, popüler medyanın ve onun dönüşen mecralarının dinî görünürlük ile dinî meşruiyet üzerindeki etkileri merkeze alınmaktadır…
Yayın
Mekânsal stratejiler ve dijital taktikler: Kanada’da Müslüman kimliğinin çevrimiçi ve çevrimdışı inşası
(Fecr Yayın, 2026) Başak, Mehmet Ali; Başak, Mehmet Ali; İslami İlimler Fakültesi
Müslümanların Kanada’daki varlığına ilişkin belgeler, bu toplulukların Konfederasyon öncesi dönemlerden itibaren ülkede yaşadığını ve bu varlığın en az 19. yüzyıla kadar uzandığını ortaya koymaktadır.1 1871’de yapılan ulusal nüfus sayımında sadece on üç Müslüman’ın varlığı tespit edilebilmiş; fakat sonraki süreçlerde bu sayı peyder pey artmıştır.2 20. yüzyılın ikinci yarısına gelindiğinde Kanada’daki Müslüman nüfusun ciddi anlamda artış gösterdiği görülmektedir. Bu keskin artışın en temel sebebi İkinci Dünya Savaşı’ndan etkilenen Müslüman çoğunluklu ülkelerdeki siyasi ve ekonomik çalkantılardır. Bununla beraber, Kanada göç politikasındaki değişiklikler de Müslüman nüfusun buraya göç etmesini kolaylaştıran bir diğer etkendir.3 Günümüzde Müslümanlar, Kanada’nın en hızlı büyüyen azınlık topluluklarından birisidir. İslam, Hristiyanlığın ardından ülkedeki en büyük ikinci dinî gelenek konumundadır. 1950’lerde tahmini 3.000 kişilik bir nüfusa sahip olan Müslüman topluluğu, 2001 nüfus sayımına göre 579.740 kişiye (yaklaşık %2) ulaşmıştır. 2021 yılına gelindiğinde ise nüfus verileri, Müslümanların sayısının 1.775.715’e yükseldiğini ve toplam nüfusun %4,9’unu oluşturduğunu ortaya koymaktadır...