İHÜ Araştırma ve Akademik Performans Sistemi
DSpace@İHÜ, İbn Haldun Üniversitesi’nin bilimsel araştırma ve akademik performansını izleme, analiz etme ve raporlama süreçlerini tek çatı altında buluşturan bütünleşik bilgi sistemidir.

Güncel Gönderiler
Dijitalleşen diyanet: Hibrit dinî sosyalizasyon ve otorite
(Fecr Yayın, 2026) Durmuş, Necmiye; Başak, Mehmet Ali; İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi, Felsefe Bölümü
Bireylerin toplumun üyesi hâline gelmesi, içinde bulunulan toplumun benimsediği norm, gelenek, görenek, ahlaki ve dinî kuralların içselleştirilmesiyle mümkün olmaktadır. Sosyalizasyon olarak ifade edilen bu süreç, bireylerin sosyal çevreleriyle kurdukları etkileşimler aracılığıyla ilerlemektedir.1 Bu süreçle birlikte çeşitli sosyal davranış kalıpları özümsenir ve bu edim bireyin yaşamı boyunca devam eder.2 Böylece, birey ve içinde yaşadığı toplum bütünleşir ve topluma uyum sağlamış olur.3 Bu bütünleşme ve uyum aşamaları çeşitli gruplara ayrılabilmektedir. Bunlardan biri nesnel ve öznel sosyalizasyondur. Nesnel bakış açısıyla sosyalizasyon, “toplumun kültürünün bir kuşaktan diğerine geçirildiği ve bireyin, örgütlenmiş sosyal yaşamın kabul edilmiş ve onaylanmış yollarına uyarlandığı bir süreçtir.” Öznel açıdan sosyalizasyon ise “bireyin çevresindeki kişilere uyarlanması sırasında bireyde cereyan eden bir öğrenme sürecidir.”4 Diğer bir ayrım ise aslî ya da birincil ve talî ya da ikincil sosyalizasyondur. Birincil sosyalizasyon, “bireyin çocukluk döneminde başından geçen ve onu toplumun bir üyesi haline getiren ilk sosyalizasyondur.” İkincil sosyalizasyon ise, hâlihazırda “sosyalleşmiş olan bireyi kendi toplumunun nesnel dünyasındaki yeni kısımlara” dâhil eden bir sonraki süreçtir...
Giriş: Dijital dünyada Müslüman olmak
(Fecr Yayın, 2026) Başak, Mehmet Ali; Başak, Mehmet Ali; İslami İlimler Fakültesi
21. yüzyılın başlarından itibaren günlük hayatın merkezine yerleşen internet ve dijital teknolojiler, insan varoluşunun neredeyse her yönünü yeniden şekillendirmiştir. Bu dönüşüm, dijital teknolojilerin sürekli gelişimine paralel olarak yeni biçimler kazanmakta ve bireysel kullanım pratiklerine doğrudan yansımaktadır. Dijitalleşme süreci, bireylerin din ve dinî bilgi ile kurdukları ilişkilere de sirayet etmiş; bu durum, söz konusu alanda yapılan akademik çalışmalarda belirgin bir artışı beraberinde getirmiştir. Dijital olan ile dinî olan arasındaki temel dinamikleri ve bu iki alanın karşılıklı etkileşimini merkeze alan çalışmalar, söz konusu ilişkiselliği betimlemeye yönelik farklı nosyonların geliştirilmesine imkân tanımıştır.1 Bu bağlamda, yaşanan dinî pratiğin dijital kültürle kesişmesi sonucunda ortaya çıkan melez ve akışkan bir bağlamı niteleyen “dijital din” kavramsallaştırması, din sosyolojisi literatüründe bu alandaki temel yaklaşımlardan biri olarak öne çıkmaktadır.2 Dijital din, dinî toplulukların teknolojiyi çevrimdışı hizmetlerini genişletmek amacıyla kullanma biçimlerine vurgu yaparken, aynı zamanda internetin maneviyatı yeniden tahayyül etmeye imkân tanıyan yeni bir sosyal manzara sunduğuna da işaret etmektedir. Bu bütünleşme süreci, dijital pratikler ile kültürel bağlamların birbirinden ayrılmaz biçimde iç içe geçtiği, “harmanlanmış” bir dinî alanın ortaya çıkışını betimlemektedir.3 Dijital dinin dijitalleşmeye yaptığı vurguyla benzer bir bağlamda ele alınan ve “dinin medyatikleşmesi” olarak kavramsallaştırılan süreçte, popüler medyanın ve onun dönüşen mecralarının dinî görünürlük ile dinî meşruiyet üzerindeki etkileri merkeze alınmaktadır…
Mekânsal stratejiler ve dijital taktikler: Kanada’da Müslüman kimliğinin çevrimiçi ve çevrimdışı inşası
(Fecr Yayın, 2026) Başak, Mehmet Ali; Başak, Mehmet Ali; İslami İlimler Fakültesi
Müslümanların Kanada’daki varlığına ilişkin belgeler, bu toplulukların Konfederasyon öncesi dönemlerden itibaren ülkede yaşadığını ve bu varlığın en az 19. yüzyıla kadar uzandığını ortaya koymaktadır.1 1871’de yapılan ulusal nüfus sayımında sadece on üç Müslüman’ın varlığı tespit edilebilmiş; fakat sonraki süreçlerde bu sayı peyder pey artmıştır.2 20. yüzyılın ikinci yarısına gelindiğinde Kanada’daki Müslüman nüfusun ciddi anlamda artış gösterdiği görülmektedir. Bu keskin artışın en temel sebebi İkinci Dünya Savaşı’ndan etkilenen Müslüman çoğunluklu ülkelerdeki siyasi ve ekonomik çalkantılardır. Bununla beraber, Kanada göç politikasındaki değişiklikler de Müslüman nüfusun buraya göç etmesini kolaylaştıran bir diğer etkendir.3 Günümüzde Müslümanlar, Kanada’nın en hızlı büyüyen azınlık topluluklarından birisidir. İslam, Hristiyanlığın ardından ülkedeki en büyük ikinci dinî gelenek konumundadır. 1950’lerde tahmini 3.000 kişilik bir nüfusa sahip olan Müslüman topluluğu, 2001 nüfus sayımına göre 579.740 kişiye (yaklaşık %2) ulaşmıştır. 2021 yılına gelindiğinde ise nüfus verileri, Müslümanların sayısının 1.775.715’e yükseldiğini ve toplam nüfusun %4,9’unu oluşturduğunu ortaya koymaktadır...
Commodi ication, exploitation and vulnerability: (Un) documented Afghan migrant workers in Istanbul
(The International Sociological Association (ISA), 2025) Aras, Ramazan; Kül, Ensar; Ibrahim, Saleh Kahled; Göktaş, Melahat; İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi, Sosyoloji Bölümü
Turkey has witnessed a tremendous migration wave of Afghan migrants infiltrating from the Eastern political territorial borders of the country in the last decade. Most of these young migrants’ only hope is to gain better life conditions either in Turkey or Europe to support themselves and their families. On the way from Afghanistan to Istanbul through agency of human traffickers, they have suffered and coped with many difficulties during which many of their friends lost their lives leaving their dead bodies on the smuggling paths in the mountainous Kurdish region on the Iranian- Turkish border. Based on the data of an ethnographic oral history project, this paper aims to document how these male and female migrants develop survival tactics in the job market as documented and undocumented workers where they have been subjected to diverse forms of exploitation. Their dignity is constantly being violated and their bodies are seen and treated as “docile bodies” that can be consumed any time. The rise of human rights violations ad xenophobia has expanded a ground of necropolitics for migrants in Turkey where precarity, fear, despair and waiting become new ways of life. Focusing on the life story Ahmad who lost one of his legs while working in a harsh working place, and narratives of many other male and female workers, this paper tries to analyze and shed light on the violent circumstances of (un)documented migrant workers in Istanbul and their struggle and hope for a possible “future”.
Changes in migrants’ preferences for socialization and leisure spaces: The experiences of Syrian migrants in Istanbul
(The International Sociological Association (ISA), 2025) Ünal, Arzu; Ibrahim, Saleh Kahled; Topkaya, Besra Betül
Migrants need spaces where they can spend their leisure time and socialize amid the crowded and noisy urban environment. For tens of thousands of Syrian migrants living in Istanbul, historic grand mosques, parks, and city squares serve as key locations for socialization. These spaces are significant for migrant families during both leisure time and religious occasions. They provide low-cost venues where middle-class and low-income migrant women can gather outside their homes and where their children can interact with local children or other migrant children.
For adults, particularly the first generation of migrants, historic grand mosques play a crucial role in strengthening existing relationships and performing religious duties, especially during Ramadan and feasts. Notable examples of such spaces include the Fatih Mosque and the Sultanahmet Mosque, located in Istanbul’s Fatih district. These places are significant points in the city where migrants can simultaneously meet their religious, cultural, and recreational needs. The proximity of these spaces to migrant settlements, both geographically and culturally, makes them preferred destinations for many migrants.
This study focuses on how social spaces in Istanbul, such as the Fatih and Sultanahmet Mosques, have been transformed through the experiences of Syrian migrants. In recent years, rising anti-migrant sentiments, economic challenges, and Turkey’s evolving migration policies have forced many Syrian families to change their spatial preferences and seek alternative venues. Increasingly, migrant families are forgoing spending religious occasions, like Ramadan and holidays, as well as their free time on weekends, at the Fatih and Sultanahmet Mosques, and are exploring new opportunities in other parts of the city. This study examines the factors behind the changing social spaces preferred by Syrian migrants in Istanbul for leisure and religious activities, as well as the alternatives they are exploring.






















