İHÜ Araştırma ve Akademik Performans Sistemi
DSpace@İHÜ, İbn Haldun Üniversitesi’nin bilimsel araştırma ve akademik performansını izleme, analiz etme ve raporlama süreçlerini tek çatı altında buluşturan bütünleşik bilgi sistemidir.

Güncel Gönderiler
Şeyh Google’dan yapay zekâ imama mı? Müslüman dijital mecralarda İslami etki ve otoritenin dönüşümü
(Fecr Yayın, 2026) Bunt, Gary R.; Durmuş, Necmiye
Bu çalışma, önemli birtakım sorulara ya da yapay zekâ (YZ) terminolojisiyle ifade edilecek olursa bir dizi komuta odaklanmaktadır: Çevrimiçi ortamlar, İslami otoritenin geleneksel modellerini ne ölçüde zorlamaktadır? Dijital okuryazarlığa sahip âlimler ve dinî liderler, geleneksel sınırların ötesine geçen bir etki alanı oluşturduklarında nasıl bir rol üstlenmektedir? Bu yeni İslami “influencer”ların işlevleri nelerdir? Ayrıca, fetvalar ve dinî görüşler bağlamındaki bu yoğun bilgi yükü içerisinde, “Şeyh Google”ın algoritmaları bilgiyi ne ölçüde aracılaştırmakta ve yönlendirmektedir? Bu kapsayıcı temalar, Siber İslami Ortamlar (SİO’lar) üzerine yürüttüğüm araştırmayı derinden etkilemiş olup, yapay zekânın etkisine yönelik artan akademik ilgiyle birlikte yeni bir anlam ve önem kazanmıştır. SİO’lar; yerel, ulusal ve küresel ağlar arasında (ve bu ağların kesişim noktalarında) farklı dillerde şekillenen, çeşitli Müslüman dünya görüşlerini, ağ yapılarını ve kimlikleri ifade eden; karmaşık, sürekli dönüşen dijital arayüzleri kapsayan, gelişmekte olan bir şemsiye kavramdır. Bu ortamlar, “resmî” dinî söylemlerden aktivist yaklaşımlara ve bireysel yorumlara kadar uzanan geniş bir yelpazeyi içermektedir...
Türkiye’de dijital kadın platformları ve tefsir
(Fecr Yayın, 2026) Tekin, Akile; Kahveci, İhsan; Başak, Mehmet Ali; İslami İlimler Fakültesi
Kur’ân-ı Kerîm’i öğrenme ve anlama gayesi, vahyin nüzulünden itibaren tüm Müslümanların hayatını şekillendiren esaslardan biri olmuştur. Lafzı ve manasıyla Kur’ân-ı Kerîm, İslam tarihinde tüm ilimlerin menbaı, mercii ve maksadı olarak görülmüş, ilimlerin merkezinde konumlandırılmıştır. Hz. Peygamber’in (s.a.v.) “İlim talebi erkek ve kadın tüm Müslümanlara farzdır”1 hadisinin teşvikiyle ilmin kadın ve erkek tüm Müslümanların yaşam biçimi hâline gelmesi, vahiy merkezli bir ilim anlayışının temelini oluşturmuştur.
Türkiye’de ve tüm dünyadaki dijital mecralarda Kur’ân-ı Kerîm’in lafzı ve manasıyla konu edilmekte oluşu, işbu vahiy merkezli ilim anlayışının doğal bir sonucudur. Ancak uluslararası iletişim ve bilginin en hızlı, en ulaşılabilir ve en kontrol edilemez olduğu bir çağda gerçekleşen bu anlama ve anlatma faaliyetini teknik anlamda “tefsir” ilmi kapsamında değerlendirmek çoğunlukla kolay ve mümkün değildir. Kur’ân-ı Kerîm’in mana yönünden konu edildiği dijital mecraların birbirinden çok farklı oluşu da bu faaliyetin “tefsir” sayılıp sayılmayacağının tespitini zorlaştıran etkenlerdendir. İnsanın etkin olduğu her alanda kaçınılmaz bir olgu olarak ortaya çıkan sübjektivite sorunu, bu mecralardaki anlama ameliyesinin amaç, yöntem, sınır ve sonuçları bakımından da kendini göstermektedir...
Dijitalleşen dünyada dinî iletişim: Sosyal medya kullanımına dair fetva kurullarının yaklaşımları ve sorumluluk anlayışı
(Fecr Yayın, 2026) Umaç, Emine; Erkoç Baydar, Tuba; Başak, Mehmet Ali; İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi, Felsefe Bölümü
Teknolojik gelişmeler ve dijitalleşme süreci, iletişim biçimlerinde köklü dönüşümlere yol açmış; mekân ve zaman sınırlılıklarını büyük ölçüde ortadan kaldırarak bireyler ve toplumlar arasındaki etkileşimi yeni bir boyuta taşımıştır. Bu dönüşüm, yalnızca gündelik hayatı değil, aynı zamanda dinin kamusal alandaki görünürlüğünü, aktarım biçimlerini ve dinî otoritelerin topluma hitap yöntemlerini de doğrudan etkilemiştir. Özellikle sosyal medya platformları, geniş kullanıcı ağı ve hızlı etkileşim imkânı sayesinde dinî bilginin dolaşıma girdiği en etkili mecralardan biri hâline gelmiştir...
Dijitalleşen diyanet: Hibrit dinî sosyalizasyon ve otorite
(Fecr Yayın, 2026) Durmuş, Necmiye; Başak, Mehmet Ali; Başak, Mehmet Ali; İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi, Felsefe Bölümü
Bireylerin toplumun üyesi hâline gelmesi, içinde bulunulan toplumun benimsediği norm, gelenek, görenek, ahlaki ve dinî kuralların içselleştirilmesiyle mümkün olmaktadır. Sosyalizasyon olarak ifade edilen bu süreç, bireylerin sosyal çevreleriyle kurdukları etkileşimler aracılığıyla ilerlemektedir.1 Bu süreçle birlikte çeşitli sosyal davranış kalıpları özümsenir ve bu edim bireyin yaşamı boyunca devam eder.2 Böylece, birey ve içinde yaşadığı toplum bütünleşir ve topluma uyum sağlamış olur.3 Bu bütünleşme ve uyum aşamaları çeşitli gruplara ayrılabilmektedir. Bunlardan biri nesnel ve öznel sosyalizasyondur. Nesnel bakış açısıyla sosyalizasyon, “toplumun kültürünün bir kuşaktan diğerine geçirildiği ve bireyin, örgütlenmiş sosyal yaşamın kabul edilmiş ve onaylanmış yollarına uyarlandığı bir süreçtir.” Öznel açıdan sosyalizasyon ise “bireyin çevresindeki kişilere uyarlanması sırasında bireyde cereyan eden bir öğrenme sürecidir.”4 Diğer bir ayrım ise aslî ya da birincil ve talî ya da ikincil sosyalizasyondur. Birincil sosyalizasyon, “bireyin çocukluk döneminde başından geçen ve onu toplumun bir üyesi haline getiren ilk sosyalizasyondur.” İkincil sosyalizasyon ise, hâlihazırda “sosyalleşmiş olan bireyi kendi toplumunun nesnel dünyasındaki yeni kısımlara” dâhil eden bir sonraki süreçtir...
Giriş: Dijital dünyada Müslüman olmak
(Fecr Yayın, 2026) Başak, Mehmet Ali; Başak, Mehmet Ali; İslami İlimler Fakültesi
21. yüzyılın başlarından itibaren günlük hayatın merkezine yerleşen internet ve dijital teknolojiler, insan varoluşunun neredeyse her yönünü yeniden şekillendirmiştir. Bu dönüşüm, dijital teknolojilerin sürekli gelişimine paralel olarak yeni biçimler kazanmakta ve bireysel kullanım pratiklerine doğrudan yansımaktadır. Dijitalleşme süreci, bireylerin din ve dinî bilgi ile kurdukları ilişkilere de sirayet etmiş; bu durum, söz konusu alanda yapılan akademik çalışmalarda belirgin bir artışı beraberinde getirmiştir. Dijital olan ile dinî olan arasındaki temel dinamikleri ve bu iki alanın karşılıklı etkileşimini merkeze alan çalışmalar, söz konusu ilişkiselliği betimlemeye yönelik farklı nosyonların geliştirilmesine imkân tanımıştır.1 Bu bağlamda, yaşanan dinî pratiğin dijital kültürle kesişmesi sonucunda ortaya çıkan melez ve akışkan bir bağlamı niteleyen “dijital din” kavramsallaştırması, din sosyolojisi literatüründe bu alandaki temel yaklaşımlardan biri olarak öne çıkmaktadır.2 Dijital din, dinî toplulukların teknolojiyi çevrimdışı hizmetlerini genişletmek amacıyla kullanma biçimlerine vurgu yaparken, aynı zamanda internetin maneviyatı yeniden tahayyül etmeye imkân tanıyan yeni bir sosyal manzara sunduğuna da işaret etmektedir. Bu bütünleşme süreci, dijital pratikler ile kültürel bağlamların birbirinden ayrılmaz biçimde iç içe geçtiği, “harmanlanmış” bir dinî alanın ortaya çıkışını betimlemektedir.3 Dijital dinin dijitalleşmeye yaptığı vurguyla benzer bir bağlamda ele alınan ve “dinin medyatikleşmesi” olarak kavramsallaştırılan süreçte, popüler medyanın ve onun dönüşen mecralarının dinî görünürlük ile dinî meşruiyet üzerindeki etkileri merkeze alınmaktadır…






















