İHÜ Araştırma ve Akademik Performans Sistemi


DSpace@İHÜ, İbn Haldun Üniversitesi’nin bilimsel araştırma ve akademik performansını izleme, analiz etme ve raporlama süreçlerini tek çatı altında buluşturan bütünleşik bilgi sistemidir.





 

Güncel Gönderiler

Yayın
Deprem zararlarından doğan özel hukuk sorumluluğu
(İbn Haldun Üniversitesi, 2025) Duran, Duygu
Bu çalışma, depremin yol açtığı zararların özel hukuk kapsamında nasıl değerlendirileceğini incelemektedir. Deprem her ne kadar doğal bir afet olsa da, yapıların inşa ve kullanımındaki insan kaynaklı kusurlar özel hukuk sorumluluğunu gündeme getirebilmektedir. Çalışmada, yapı maliklerinin, yüklenicilerin ve yapı denetim kuruluşlarının sorumlulukları; haksız fiil, sözleşmeden doğan sorumluluk ve sebep sorumluluğu çerçevesinde ele alınmıştır. Kusur, illiyet bağı ve öngörülebilirlik kavramları depremin öngörülebilir bir risk olması bağlamında değerlendirilmiştir. 7223, 6306, 634 ve 3194 sayılı kanunlar kapsamında öngörülen sorumluluk rejimleri incelenmiş; 7223 sayılı Kanun’un idari nitelikli olmakla birlikte özel hukuk sorumluluğunu dolaylı olarak tamamladığı sonucuna ulaşılmıştır. Anayasa Mahkemesinin 2024/141 sayılı kararıyla, yapı maliklerine deprem zararları nedeniyle sorumluluk yüklenmesinin hukuki öngörülebilirliğe aykırı olduğu ve bu nedenle Anayasaya aykırı bulunduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak, depremden doğan zararlar bakımından özel hukuk sorumluluğunun açık, öngörülebilir ve normatif temellere dayanması gerektiği vurgulanmıştır.
Yayın
Yabancı para alacaklarına ilişkin takiplerde takip talebi ve ödeme/icra emrinde Türk Lirası karşılığının yer almamasının sonuçları
(İbn Haldun Üniversitesi, 2025) Kafalı, Ömer Faruk
Türk icra ve iflâs hukukunda yabancı para üzerinden takip başlatabilmek için, alacaklı tarafından takip talebinde yabancı para karşılığı Türk lirasının (harca esas değerin) gösterilmesi ve ödeme veya icra emrinin buna göre düzenlenmesi gerekmektedir. Yargıtay ve doktrin, İcra ve İflas Kanunu’nda yer alan bu hükmün, mutlak emredici ve kamu düzenini ilgilendirdiği kanaatindedir. Takip talebinde veya ödeme/icra emrinde yabancı para karşılığı Türk lirasının yer almaması durumunda, süresiz şikâyet yoluyla, önce takibin, ardından da ödeme/icra emrinin iptaliyle neticelenmektedir. Borcu karşılayacak miktarda alacak veya malvarlığının Türk lirası üzerinden kıymet takdiri yapılarak haczedilmesi, bunların satışı ve alacaklılara paylaştırma aşamalarında yine Türk lirası üzerinden ödeme yapılması bu kuralı gerekli kılmaktadır. Bununla beraber, özellikle alacaklının takip talebinde yabancı para karşılığı Türk lirasını göstermesine rağmen, icra dairesinin dikkatsizliği veya hatası nedeniyle, ilerlemiş bir takibin akamete uğratılması ve böylelikle alacaklının sorumlu olmadığı, esasında borçlunun da durumunun ağırlaşmadığı, ancak alacaklı aleyhine ciddi sonuçlar doğacak şekilde uygulanmaktadır. Bu ise, İcra ve İflâs Hukukunda alacaklı ile borçlu arasındaki menfaat dengesinin bozulması ve alacaklının mülkiyet hakkına müdahale edilmesi ile neticelenmektedir. Bu nedenle bu ağır yaptırım yerine, bir idari işlem olan ödeme/icra emri düzenleme işleminin, re’sen veya şikâyet üzeri, düzeltilerek bir muhtıra ile yeniden borçlulara bildirilmesi sağlanarak takip süreci olduğu gibi devam ettirilmelidir. Böylelikle hem kamu düzeni korunmuş, hem de alacaklı borçlu arasında gözetilmesi gereken denge yeniden tesis edilmiş olacaktır.
Yayın
Yapay zeka ile bağlantılı reklam uygulamalarındaki hukuka aykırılıkların reklam kurulu kararları çerçevesinde incelenmesi
(İbn Haldun Üniversitesi, 2025) Tüzgen, Abdurrahman Hamza
Yapay zekanın hızlı gelişimi, reklam alanında içerik üretiminden reklamların çeşitli analizlerle iyileştirilmesine kadar büyük bir dönüşümü başlatmıştır. Ancak, söz konusu dönüşüm reklam hukuku alanında yeni sorunları da beraberinde getirmiştir. Özellikle yapay zeka ile oluşturulan, içerisinde yapay zekaya gönderme yapılan ve dolaylı olarak yapay zeka kullanımına yer veren reklamların doğruluk, dürüstlük, açıklık, ispat edilebilirlik başta olmak üzere, hukuki mevzuata uyumluluğu noktasında aydınlatılması gereken noktalar bulunmaktadır. Bu çalışma, Türkiye’de reklam hukuku ve Reklam Kurulu kararları çerçevesinde yapay zeka ile doğrudan yahut dolaylı olarak ilişkili olan reklamların, hukuki bir analizi yapmaktadır. Çalışma yapay zeka ile bağlantılı reklamların hukuki sınırlarının belirlenmesine ve reklam hukuku alanındaki denetimine katkı sunmayı amaçlamaktadır.
Yayın
Yapay zekâ ve hukuk: Yapay zekâ çağında yeni eğitim paradigmaları ve MootGPT deneyimi üzerine bir inceleme
(İbn Haldun Üniversitesi, 2025) Arık, Zehra Nur; Arık, Muhammed Furkan; Kaan, Muhammet Talha; Erol, Ömer Faruk
Bu çalışma, yapay zekânın (YZ) özellikle üretken yapay zekâ (ÜYZ) araçlarının, hukuk eğitimindeki yaklaşım, yöntem ve değerlendirme süreçlerini nasıl dönüştürdüğünü; bu dönüşümün İbn Haldun Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde yürütülen “Yapay Zeka ve Hukuk” dersi ile somutlaştığını ve ders çıktısı olan “MootGPT: Yapay Zekâ ile Etkileşimli Farazî Dava Hazırlık Asistanı” aracılığıyla uygulamalı bir örneğe dönüştüğünü incelemektedir. Çalışma, önce YZ’nin eğitimde özelleştirilmiş içerik üretimi, sürekli geri bildirim ve etkileşimli öğrenme gibi işlevleri üzerinden hukuk eğitimine sunduğu fırsatları ve riskleri tartışmakta; ardından hukuk eğitimi için önerilen AILE (Artificial Intelligence + Law + Education) birleşim modelinin hedef, içerik ve ölçme-boyutlarını ana hatlarıyla sunmaktadır. Makalede, 2024–2025 Bahar döneminde açılan dersin kapsamı, yürütülen “Adaletin Kodları” öğrenci çalıştayı ve dört öğrenci projesi özetlenmekte; merkezî örnek olan MootGPT’nin sistem ve kullanıcı promptlarından oluşan iskelet tasarımı; Input–Output, Chain-of-Thought, Expert ve Tree-of-Thought gibi tekniklerin entegrasyonu; rol simülasyonları (hakim, karşı avukat, akademik danışman) ve hava hukuku odaklı bağlamlandırma ayrıntılandırılmaktadır. Süreçte gözlenen güçlü yönler (dil doğruluğu, argüman örgüsü, simülasyonla pratikleşme, zaman verimliliği) ile sınırlılıklar (halüsinasyon, muğlak/şablon çıktılar, eleştirel düşünmede erozyon riski, gizlilik/etik hassasiyet) sistematik biçimde değerlendirilmektedir. Sonuç olarak, ÜYZ’nin hukuk eğitimine entegrasyonunda öğretim tasarımının, kaynak doğrulama ve etik ilkelerin, ayrıca kullanıcıların YZ okuryazarlığının belirleyici olduğunu vurgulamaktadır.
Yayın
Taşınır kira sözleşmelerinde sözleşme süresi bitmeden önce bazı kiralananların iade edilmesinin kira sözleşmesine etkisi
(İbn Haldun Üniversitesi, 2025) Çınar, Ömer
Türk Borçlar Kanununda kira sözleşmesi, kiraya verenin bir şeyin kullanılmasını veya kullanmayla birlikte ondan yararlanılmasını kiracıya bırakmayı, kiracının da buna karşılık kararlaştırılan kira bedelini ödemeyi üstlendiği sözleşme şeklinde tanımlanmıştır (m. 299). Kira sözleşmesi tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme olup, Türk Borçlar Kanununda (m. 299- m. 378) sözleşmenin türleri, hükümleri, tarafların hakları ve borçları ve sözleşmenin sona ermesi ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiştir. Kira sözleşmesini düzenleyen hükümlere bakıldığında, Borçlar Hukukunda geçerli olan sözleşme özgürlüğü ilkesine, özellikle sözleşmenin içeriğini belirleme özgürlüğüne kiracı lehine sınırlamalar getirildiği görülmektedir. Örneğin, TBK’nın 301. maddesinde kiraya verenin, kiralananı kararlaştırılan tarihte, sözleşmede amaçlanan kullanıma elverişli bir durumda teslim etmek ve sözleşme süresince bu durumda bulundurmakla yükümlü olduğu, bu hükmün konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracı aleyhine değiştirilemeyeceği, diğer kira sözleşmelerinde ise, kiracı aleyhine genel işlem koşulları yoluyla bu hükme aykırı düzenleme yapılamayacağı belirtilmiştir. Yine kiracının kiralananı kullanmaması veya sözleşme süresi bitmeden önce kiralananı geri vermesi halinde kiracının sorumluluğu Kanunun 324. ve 325. maddelerinde emredici olarak düzenlenmiştir. Bunun yanında kira sözleşmesinin süreye bağlı olarak sona ermesi ve süre bitmeden önce olağanüstü sebeplerle feshedilmesi ve feshin sonuçları da Kanunda ayrıntılı şekilde düzenlenmiş olup, söz konusu hükümlerin de emredici bir niteliği haiz olduğu söylenebilir. Bu bağlamda örnek vermek gerekirse, Kanunda (m. 334/f.2) kiracının, sözleşmenin sona ermesi hâlinde sözleşmeye aykırı kullanmadan doğacak zararları giderme dışında, başkaca bir tazminat ödeyeceğini önceden taahhüt etmesine ilişkin anlaşmaların geçersiz olduğu belirtilmiştir.