İHÜ Araştırma ve Akademik Performans Sistemi
DSpace@İHÜ, İbn Haldun Üniversitesi’nin bilimsel araştırma ve akademik performansını izleme, analiz etme ve raporlama süreçlerini tek çatı altında buluşturan bütünleşik bilgi sistemidir.

İndekslere Göre Dağılım
Yıllara Göre Dağılım
Türlere Göre Dağılım
Güncel Gönderiler
[Book Review]: "God, Slavery, and Early Christianity: Divine Possession and Ethics in the Shepherd of Hermas by Chance E. Bonar (Cambridge: Cambridge University Press, 2025)"
(Bursa Uludağ Üniversitesi Garbiyat Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi, 2025) Nuhoğlu, Sena
This review examines Chance E. Bonar’s work God, Slavery, and Early Christianity: Divine Possession and Ethics in the Shepherd of Hermas. Bonar interprets the relationship between God and humanity in early Christian thought through a “master–slave” dynamic, arguing that the system of slavery functioned not only as a social structure but also as a theological framework. Through the text The Shepherd of Hermas, the author internalizes the concept of slavery with “divine possession” and “doulology,” defining servitude to God as a bodily and ethical mode of existence. The book provides a detailed analysis of how the culture of slavery in the ancient Mediterranean shaped Christian moral understanding. Bonar’s study fills a gap in the literature regarding the relationship between slavery and faith, as well as the influence of The Shepherd of Hermas on early Christianity. It also offers a new perspective on obedience, ethics, discipline, and the concept of God. The book stands as an important reference for researchers in the fields of early Christianity, slavery studies, and the social sciences of religion.
[Book Review]: "Jack Goody, Batıdaki Doğu, çev. Burhan Mert Angılı & İsmail Mert Bezgin, (İstanbul: Alfa Yayınları, 2022)"
(Bursa Uludağ Üniversitesi Garbiyat Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi, 2025) Arslan, Sümeyra
Bu değerlendirme, Jack Goody'nin Batıdaki Doğu isimli eserini incelemektedir. Goody, Batı medeniyetinin biricik ve üstün olduğu yönündeki yerleşik görüşlere karşı çıkarak; akılcılık, kapitalizm ve modern bilim gibi kavramların yalnızca Batı’ya özgü olmadığını savunur. Yazar, özellikle Max Weber ve Karl Marx gibi önemli düşünürlerin “Doğu’nun durağan olduğu, yeniliklere kapalı ve geri kaldığı” iddialarını önemli ölçüde Avrupa-merkezci anlayışa dayandığını savunarak antropolojik ve tarihsel verilerle çürütmeye çalışır. Kitap boyunca; çift taraflı defter tutma gibi iktisadi yöntemlerin, aktif ticaret ağlarının ve Doğu’daki aile yapılarının aslında modernleşmeye engel olmadığını, aksine Batı’nın yükselişinde Doğu ile olan yüzyıllardır süregelen bağlarının önemli bir rol oynadığını gösterir. Sonuç olarak bu eser, Batı ve Doğu’nun ortak bir mirası paylaştığını hatırlatarak, Avrupa-merkezci tarih anlayışını kökten sarsan ve kültürler arası etkileşimi yeniden düşünmemizi sağlayan temel bir kaynaktır.
Psikolojide olumsuz yanıt yanlılığı, temaruz ve belirti geçerliliği: Türkiye odaklı bir gözden geçirme
(Klinik Psikoloji Araştırmaları Derneği, 2025) Akca, Ali Yunus Emre; Çiller, Alpay; Akyüz, Elif; Tepedelen, Mehmet Seyda
Alanyazın, psikolojik veya nöropsikolojik değerlendirmeler geçiren veya belirli bağlamlarda (örn., adli tıp) bu tür değerlendirmeler için yönlendirilen bireylerin, bildirdikleri sorunlar veya belir-tiler konusunda her zaman doğru olmadıklarını göstermektedir. Buna göre; bireyler, özellikle öznel bildirimlerde, birtakım faktörlere dayalı değerlendirmelerin sonuçlarını çarpıtan ve hatta geçersiz kılan bir yanıt tarzı sergileyebilirler. Bu faktörler arasında soruların niteliği, testin bağlamı, kişinin değerlendirme sürecindeki ruh hali ve/veya fayda sağlama güdüsü yer alabilir. Örneğin, yanıt yanlılığı olarak tanımlanan ve değerlendirme sonuçlarını çarpıtmaya yönelik olan bir yanıt tarzı, bazı kişilerin bir durumu gerçekte olduğundan daha iyi (olumlu yanıt yanlılığı), diğerlerinin ise gerçekte olduğundan daha kötü (olumsuz yanıt yanlılığı) olarak sunmasını içerebilir. Bu durum iç (örn., psikolojik fayda) ve/veya dış (örn., finansal fayda) teşvikler tarafından güdülenebilmektedir. Buradan hareketle, bariz bir dış teşvik doğrultusunda fayda sağlama amacıyla kişinin kendi psikolojik ve/veya fiziksel belirtilerini istemli olarak abartması veya bunları uydurması da bir yanıt tarzıdır ve alanyazında temaruz olarak tanımlanmaktadır. Bu bağlamda, belirti geçerliliği, bireyler tarafından sunulan (örn., öz bildirim yoluyla) belirtilerin doğruluğuna atıfta bulunmak için kullanılan bir kavramdır. Yukarıdaki bilgiler ışığında, bu gözden geçirme çalışması, yanıt yanlılığı, temaruz ve belirti geçerliliğine ilişkin uluslararası alanyazının yanı sıra Türkiye’de, Türk toplumuna yönelik veya Türkçe yazılmış çalışmalara dayanmaktadır. Bu kapsamda, DSM’deki (Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal Elkitabı) temaruz tanımı, DSM tanımına yönelik eleştiriler, yaygınlık oranları, tespit başarısızlıklarının sonuçları, alternatif tespit sistemleri, belirti geçerliliğinin değerlendirilmesi, önerilen nesnel psikometrik test türleri ve genel olarak güncel bulgular ve gelişmeler gözden geçirilmiştir. Elde edilen bilgiler ışığında önerilerde bulunulmaktadır.
Siyasal iletişimde yapay zekânın kullanılma potansiyeli: Fırsatlar ve tehditler
(Süleyman Demirel Üniversitesi, 2025) Sayın, Onur; Ceyhan, Ahmet İlkay
Dijitalleşmenin hız kazandığı çağımızda, siyasal iletişim pratikleri yapay zekâ teknolojilerinin etkisiyle köklü bir dönüşüm yaşamaktadır. Bu çalışma, yapay zekânın siyasal iletişim süreçlerindeki rolünü, uzman ve uygulayıcı görüşlerine dayalı olarak analiz etmeyi amaçlamaktadır. Çalışma, yapay zekâ uygulamalarının özellikle siyasal kampanyalarda strateji belirleme, seçmen davranışı tahmini, mikro hedefleme, içerik üretimi ve veri analizi gibi alanlardaki kullanım potansiyelini değerlendirmektedir. Araştırma, nicel yöntemle yürütülmüş olup, 23 katılımcıdan oluşan bir örneklem grubuna uygulanan anket tekniği ile veriler toplanmıştır. Katılımcı görüşlerinden elde edilen bulgular, yapay zekâ destekli araçların küçük siyasi partilere düşük maliyetli ve etkili iletişim fırsatları sunduğunu; buna karşılık yerel kampanyalarda altyapı eksiklikleri ve sosyo-ekonomik sınırlılıklar nedeniyle etkisinin kısıtlı kalabildiğini ortaya koymaktadır. Ayrıca yapay zekânın yaratıcı süreçleri desteklediği, veri analizinde verimli olduğu; ancak insan ilişkilerinde yetersizlik, sürdürülebilirlik sorunları ve etik kaygılar gibi riskler taşıdığı da vurgulanmıştır. Çalışmanın sınırlılığı, yalnızca belirli bir örneklem grubuna dayanması ve öznel beyanlarla sınırlı olmasıdır. Sonuç olarak, yapay zekânın siyasal iletişimdeki standartlaşma süreci, yalnızca teknolojik değil, aynı zamanda etik, hukuki ve kültürel faktörlerle birlikte düşünülmelidir. Bu yönüyle araştırma, Türkiye bağlamında yapay zekâ temelli siyasal iletişim uygulamalarına yönelik literatüre özgün bir katkı sunmaktadır.
Affective polarization in online reactions to Turkey’s 2024 stray animal law
(ADAMOR Toplum Araştırmaları Merkezi, 2025) Çınar, Betül; Polat, Enes; İspir, Çağın Berke
This study analyzed social media reactions to the stray animals law enacted in Turkey in 2024 at an emotional and discursive level. The main purpose of the study was to reveal how supportive and opposing views on the law were structured in the context of social identity and affective polarization. A total of 2,178 entries were collected from Ekşi Sözlük, labeled as "supportive", "opposing", and "neutral", and analyzed through discourse strategy and emotional tone assessments. The findings show that the supporter group used a shorter, more analytical, and security-oriented language, while the opposing group adopted a longer, emotionally expressive discourse grounded in moral and conscientious values. According to the VAD analysis, the opposing group displayed higher valence and greater emotional diversity, whereas the supporter group reflected a more distant emotional tone with lower valence and dominance scores. Rhetorical analysis revealed that logos was more prominent in the supporter group, while ethos dominated in the opposing group. Both groups described the opposing side using exclusionary language, which indicates that social identity boundaries were reinforced through discourse. These findings suggest that emotional and rhetorical practices in digital debates over public policy do not merely reflect individual opinions, but also help construct group identities. The study contributes to the literature by showing how emotional and identity-based factors shape group positions and language use in public debates, particularly in a local context.






















